• 21 Kasım 2017

Kurumsal

67. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 29 HAZİRAN 2012


BURSA’DA TRAMVAY SİSTEMİ
Bursa Kent Konseyi Toplantısı (29 Haziran 2012)

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Çok Değerli Konuklar, Bursa’mızın Sivil Toplum Kuruluşlarının değerli yöneticileri, değerli gönüllüler, Bursa’mızın değerli insanları, bugün kentimizin önemli konularından bir tanesi günümüzle ve geleceğimizle ilgili, hayatımız ile ilgili önemli konulardan bir tanesini konuşmak, tartışmak, dertleşmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bu toplantının organizasyonunu Bursa Kent Konseyi yapıyor. Bursa Kent Konseyi yasadan aldığı görevi en iyi şekilde yerine getirebilmenin gayreti içinde çünkü yasanın verdiği görev kent konseyi katılımcılarını sayıyor, öylesine güçlü bir kent konseyi yapısı oluşturuluyor ki bu verilen imkânları bütün Türkiye’mizdeki illerin, ilçelerin, belediye sınırlarındaki bütün yerlerin iyi değerlendirmesi lazım. Biz Bursa olarak gerçekten bunu iyi değerlendiriyoruz. Yasada verilen demokratikleşme yolunda atılan adımlardan bir tanesi konumunda olan kent konseyleri, yasadan alınan görevle, Bursa konumu itibariyle, geçmişi itibariyle, tarihi itibariyle ve insanları itibariyle güçlü bir kent Bursa, bir dünya kenti. Bursa’nın kurumları da güçlü, vilayeti de, belediyesi de, meslek odaları da, akademik odaları da, iş hayatı odaları da, toplumsal kuruluşları da güçlü. Bursa’daki partilerde kendine göre Türkiye çapında güçlü kurumlar. Bursa Kent Konseyi olarak, Bursa’da gönüllülerimiz ile birlikte, Bursa’yla birlikte Türkiye çapında işler yapılmaktadır. Bir kitapçık yayınladık, 35 ayda Bursa Kent Konseyi olarak 4080 etkinlik yapılmış. Gençlik Meclisi, Kadın Meclisi, Çocuk Meclisi, Engelliler Meclisi, 34 ayrı Çalışma Grubu ve yüzlerce gönüllüsü ile Türkiye tarihinde görülmedik bir rakamsal değerler, istatistiksel değerler, bunların dökümleri burada. Yani bu rakamlar her biri başlı başına üzerinde incelenebilecek rakamlar. Bunlara baktığınızda Bursa çalıştayından, imar planları ile ilgili çalıştaydan tutun kentimiz ile ilgili çok önemli konular olarak Atatürk Stadı’nın inşası konusu burada bu salonda konuşulmuştu. Hatta bu salonda öyle bir görüş çıkmıştı ki stadın yerinde yapılmaması noktasında genel temayül oluşmuştu bakın. Ama Belediye Başkanı gayretli çalışmaları ile orada bir çalışma başlattı. Sonunda görüldü ki bu stat orada olmayacak, Bursa’nın görüntüsü doğrultusunda stadın yeri değiştirildi. Yani Kent Konseyleri konuşmasını, adabını bilen gayet güzel bir ortam. Hızlı tren konusu bakın enteresan bir konu. Bu konu ile ilgili İnşaat Mühendisleri Odası konuyu gündeme getirmişti. Biz Bursa Kent Konseyi olarak, Bursa’nın çok önemli bir konusu olan, Türkiye ile Dünya ile bağlantısını sağlayacak İzmit Körfez geçişi nedeni ile geciktirilmiş belki de yanlış hale getirilmiş bir sistemin doğrulaştırılması için bir toplantı yaptık ve bu toplantımıza Devlet Demiryolları Genel Müdürü buraya geldi. İlk defa hızlı tren lafı burada edildi arkadaşlar. Bakın enteresandır burada Kent Konseyinde söylendi ve işte yapılıyor. Yani Kent Konseyi’nin gücünü, konuştuğu konuların önemini, Adliye Binası, Belediye Binası, Sağlık Kompleksi, Üniversite Yerleşimleri, Çarşılar, Büyük Pazarlar ile ilgili son derece ciddi konsey toplantısı yaptık. 6 ay süren 100.000 ölçekli çevre düzeni imar planının çalıştayının toplantıları yapıldı ve Türkiye’de ilk kez ve tekrarı da herhalde mümkün değil, 100.000 ölçekli imar planının 54 maddelik kararlar prensip tavsiye niteliğinde kurumlarla alındı ve bunların şuandaki süreçte de açık bir şekilde çalışmaları devam ediyor, bunların uygulaması takip ediliyor herkes tarafından. FSM Bulvarı ile ilgili toplantı yapıldı. İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu çok önemli bir yatırım biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 6,5 milyar dolarlık en büyük projesi. Şimdi böyle bir proje Bursa’dan geçiyor yüzlerce kilometresi. Bursa’dan geçerken kuzeye oval geçmiş bu konuyla ilgili Bursa insanı, her görüşten insan neredeyse hemfikir halde, ilk yapılan projesiyle güneyden geçmesi noktasında birleşti. 500 kişi toplantı yaptık, odalar, kurumlar, kuruluşlar son derece ciddi, nitelikli, seviyeli bir toplantı da görüşler bildirildi. Buna uyulması bekleniyor, kimden yöneticilerden, idarecilerden. Her kurum kendine göre bunu takip ediyor. Ama yine de tabi bu kent konseyinin genel bir inisiyatifi, Bursa’nın inisiyatifinin peşinde olmamız lazım. Yani böyle bir yatırımın oradaki projenin veya müteahhittin inisiyatifinden çıkarılarak Bursa’nın, Türkiye’nin projesi olduğunu bazı kimselere hatırlatmak lazım ve buna devam edilmesi lazım, öyle gözüküyor arkadaşlar, sonuç alınabilmesi için. Bursa’da deprem gerçeği konulu burada son derece ciddi nitelikli bir toplantı yapıldı, 3,5 - 4 saat sürdü arkadaşlar. Yani öyle bir toplantı ki sadece teknikte değil buradaki ilk konuşmayı Bursa’da yaşayan bir yabancı - bizim yabancılar çalışma grubumuzun Bursa’da yaşayan, çalışan, evlenmiş, oturan veya gelip geçici insanlar var yabancılar kent konseyinin öyle bir de çalışma grubu var- onun temsilcisi Anya MCKEE çıktı, konuştu. İyi bir yabancı olarak deprem olmadan önce, olduğu anda, olduktan sonra nasıl olmalı diye kendi görüşlerini söyledi. Ve o toplantımıza afet işlerinden, TOKİ’den çok üst düzeyde insanlar da vardı, hep notlar aldılar. Bursa’da yerli otomobil noktasında ciddi bir toplantı yapıldı. En son yaptığımız Güzelyalı İskelesindeki İDO denilen sistemin, Güzelyalı İskelesinin kullanımı ile ilgili Mudanya’da bir toplantı yaptık, orada bu konu görüşüldü. Tabi ki bunlar da bakın Kent Konseyi olarak kentin en zor konularını gayet medenice çok güzel konuşabiliyoruz ve bu işi de mücadele ortamının, tartışma ortamının devamını sağlıyoruz. Böylesine son derece önemli çalışmaları ve faaliyetleri yapabilen Kent Konseyi bugün de yine önemli bir konuda gerçekten çok önemli bir konuda ilgilileri, Bursalıları davet etti. Nedir, çünkü çok önemli görevleri var Kent Konseyinin. Bakın ben size şunu okumak istiyorum kısaca ve ondan sonra hemen toplantıya geçeceğim. Kent Konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, yasa bu görevi aynen böyle söylüyor, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, bizim yapımıza da uygun bu tabirler, geçmişimizi az çok bizi tanıyan arkadaşlar, katılım ve yerinden yönetim gibi bu ilkelerle ilgili yasada tarif edilen maddeler. Bütün bunları biz yerine getirmeye çalışıyoruz ve katılımcılarımızı da saymış, Kent Konseyinin katılımcıları yasada belirlenen, ama gönüllü, isterse katılır, zorla katılma yok, gönüllü katılım var. Çok güzel şey bunlar aslında. Valilik, belediyeler, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşlarından ilgililer, kamu kurumu niteliğindeki akademik meslek odaları, iş hayatı meslek odaları, siyasi partiler, sendikalar, vakıflar, muhtarlıklar ve dernekler bütün bunlar yeni bir yapı, demokratikleşme yolunda kent konseylerinin önemi ve yapısı açısından söylüyorum değerli konuklar. Bütün bu sayılan kurum ve kuruluşlar kent konseyinin organizasyon çatısı altında bakın kent konseyi bu kurum ve kuruluşların amiri değil, üstü de değil. Sadece bir çatı kuruluşu olarak her konuyu ve meseleyi çünkü her meslek gurubunun kendi konusu var zaten ama diğer konuları bir arada konuşabilecek bir ortam getirilmeli, idari yapımızda yeni bir model bu. Biz de bunu Bursa’da başarıyla gerçekleştiriyoruz. Türkiye’ye örnek bir Bursa markası olarak ve bir Kent Konseyi olarak bunu başarıyla gerçekleştirdiğimizi zannediyoruz. Bunun yansımalarını da alıyoruz. Bütün bunları söyledikten sonra tekrar sizlere hoşgeldiniz diyorum. Bu sıcak günde konunun ilgilileri, alakalıları gerçekten buradalar. Değerli basın da burada. Bugün bu konuyu nasıl tartışacağız, Kent Konseyi toplantılarına katılanlar bilirler. Burada serbest bir ortam var. Biz herkese mikrofon veriyoruz. Burada bildiğiniz klasik anlamda birinci, ikinci, üçüncü konuşma, protokol tarzında değil. Konunun spontane gelişmelerle, konusuna göre arkadaşlar, ilgililer söz alır, konuşur ama tabi ki öncelikle konunun açılması, anlatımı icabı belediye tarafı var şuanda mesela. Belediye tarafının öncelikle bu konuyu bir anlatması, ne yapılıyor, ne ediliyor, daha sonra burada ilgili, gerçekten konuyla ilgilenen meslek odalarımız var, kişiler var, şahıslar var. Nedir, ne değildir. Bir görüş, düşünce, söylenenler var. Kamuoyunda okuduğumuz görüş ve düşünceler var. Ve burada konuşulanların hepsi zapta alınıyor. Bütün bunlar yazılıyor, çiziliyor arkadaşlar, burada kalmıyor yani Kent Konseyimizin yapısı da o. Bütün bunlar rapor haline getiriliyor ilgili yerlere iletiliyor, bize düşen görev bu. Biz de bu görevi yerine getirmek istiyoruz diyorum ve toplantımıza hayırlısıyla başlıyoruz. Hızlı, seri bir şekilde, aktif bir şekilde toplantımızı yapıyoruz. Onun için şimdi öncelikli olarak belediyemizden gördüğüm kadarıyla Belediye Başkan Danışmanı, Makine Mühendisi ve tramvay sistemi ile ilgilenen Sayın Taha AYDIN burada, BURULAŞ Genel Müdürü Sayın Levent FİDANSOY burada, gene bu konuyla direkt ilgili belediye tarafından arkadaşlarımız konunun ilgilileri. İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Necati ŞAHİN burada. Diğer odalardan arkadaşlarımız var, hocalarımız var. Siyasi partilerden dostlarımız var ve ben toplantı sürecini başlatıyorum. Sunumu var Taha Bey’in. Yalnız 15 dakika Taha Bey. Hızlı seri olarak yaparsak iyi olur. Sayın Taha AYDIN, Makine Mühendisi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı.

Taha AYDIN – Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve Makine Mühendisi:
Sayın Divan Başkanım, Sayın Üyeler, sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu projenin tarihçesini anlatmak lazım, raylı sistem çok önemli çünkü bütün şehrimizin geleceğini ilgilendiren büyük yatırımlardan birisi, geri dönüşümü olmayan yollardan bir tanesi. Biz bu teknolojiyi geliştirirken tabi şehrin bütün özelliklerini ve bu konuda yapılmış etütleri de dikkate alarak bir araç geliştirdik, benim konum araç üretmekti. Şehir planlama değil. Onu şehir plancılarımıza sormak lazım, belki o konuda da arkadaşlarımız bir şekilde cevaplandırırlar. Bu proje öncelikle bunu çok önemle belirtmek istiyorum çünkü proje fazla anlaşılamadı ya da gerekçesi anlaşılamadı. Dolayısıyla kamuoyunda ya da Bursa ölçeğinde böyle tartışmalar başladı. Bu proje öncelikle Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın seçim öncesi vaatlerinin başında geldi, öncelikli projeler arasında yer alıyordu. Bundan ne demek istiyoruz biz? Bu proje öncelikle siyasi bir vizyon proje, buradan başlamak lazım. Yani kim neyi eleştirir buradan yola çıkarak yapmalı. Yapacaklarını eleştirmeden lütfen siyasi camiayı kullanarak da olsa alt yapısını teknik alanda yaparsa kamuoyu daha mutlu olur diye düşünüyorum. Bu sunuştan yola çıkarak Sayın Başkanın seçim öncesi verdiği vaatlerini yerine getirmek üzere bizi yurtdışından buraya davet ettiler. Biz yurt dışından gelerek en az 3 veya 4 ay süresince hem ülkemizden, hem yurt dışından bu işlerle ilgili çünkü biz konuda uzman değildik, bir şey yapacaktık ama ne yapacaktık, dolayısıyla arayışlara girmiştik. Bursa’nın öncelikle etüt ettiğimiz T1 hattı daha sonra İstanbul Ulaşım AŞ’de doğruladık, bunu da beklettik, Dr. Brenner’in raporları doğrultusunda bu taslak kesinlik kazandı. Ama biz daha öncesinde zaten bazı verilerden yola çıkarak arayışı başlatmıştık bazı özellikler dolayısıyla. Sonra o kesinleşince aynı yolda devam ettik ve aracı tamamladık. Şimdi bu proje başlarken Taha AYDIN’ın koltuğu altında bir tane bitmiş proje yoktu. Yani biz Sayın Başkan’la yolda gezerken elimizin altında bir proje, haydi bakalım bunu kim yapacak diye gezmedik. Öncelikle BURULAŞ bünyesinde bu iş başlatılacaktı diye Sayın Başkan inisiyatif kullandı ve bunun doğrultusunda çalışma yaptık ancak gördük ki mevzuatlarla, kamu bürokrasisi ile uğraşarak bu proje bitecek halde değil. En son dedim ki Başkan’a Sayın Başkan bu proje biter ama sen görmezsin, ikinci dönem olursa kısmetse o zamanda görmezsin belki biter ama kullanamazsın. Dolayısıyla özellikle bunun bir an önce özelleştirilip özel sektör eliyle yapılması lazım. Çünkü kamuoyuyla bu işin yapılması zor, girmeyeceğim mevzuata çünkü sayın başkan beni kısıtladı. Benim sunumum girişinden sonuna kadar çok önemli mesajlar veriyor. Özellikle mühendis arkadaşlar birazdan çok zevk alacaklar izlerken projeyi. Bazı tabi kamuoyunda işte özel mi olacak efendim, oyuncak yapıyorlar dedikleri için oyuncak olup olmadığını göreceksiniz. Nasıl bir oyuncak yapıyoruz, yedi sekiz metre boyunda bir araç, 34 ton ağırlığında. Şimdi bundan yola çıkarak ben devam ediyorum, şimdi niçin demiryolu olmalı, öncelikle bu vizyonu ortaya koymalıyız. Niçin Başkan bunu istedi? Sayın Başkan bunu şöyle ifade ediyor, bir vagonun, bildiğin bir tane aracın kendisi sekiz trilyon - biraz büyük rakam olsun diye anlaşılsın diye söylüyorum bunları yoksa Türk Lirası söyleriz de - sekiz trilyonu çarpıyorsunuz dörtle. Dört tanesi bir katar yapıyor, otuz iki trilyon. Siz sayın vatandaşlarımız durduğunuz istasyonda içine girdiğiniz aracın kendisi otuz iki trilyon. Gidiyor, arkadan bir otuz iki trilyon daha geliyor üç dakika sonra. Ona da biniyorsunuz, bir daha iniyorsunuz, bir daha biniyorsunuz. Bu trilyonlar hep yurt dışındaydı şimdiye kadar. Amaç neydi, bunu yerleştirmek, bir an önce bu katma değerin Türkiye’de kalmasını sağlamak. Bu açıdan bu projeye bakmak lazım, bu açıdan bu projeyi alkışlamak lazım teknik anlamda söylüyorum. Bu ülkeye gelecek kazançla, katma değerle kim gocunabilir? Dolayısıyla işin bu yönüne bakarak, bakın gelişmiş teknoloji ülkemizde yok dışarıda pazarcılar dövüş ediyor farkında değil, tamamını ödüyoruz. Cari açık almış başını gidiyor ve ekonomi de işte beş yüz milyon dolar ihracat hedefliyoruz. Cari açıklıkları kısmak için ithalatı kısıyoruz, şimdi ne yapacaksınız kısmak için? Şu an Bursa’nın elli tane acil ihtiyacı var, hafif metroya, ne yapacaksınız? Parayı çöpe mi atacaksınız? Dolayısıyla bunu bir an önce yapmak lazım, geç kalmış proje başladı, inşallah devamı da gelecektir. Evet, yan sanayi güçlenecek, işsizlik azalacak. Kamunun elinde tuttuğu üretim ve işletme kurumları kesinlikle özelleşecek derken ben bunu birkaç kere söylemiştim bir platformda. Şu an gördük ki Sayın Bakanımız da artık bunu telaffuz etmeye başladı inşallah demiryolu teknolojileri de bu noktada özelleşecektir. Efendim ihracat boyutu hedeflenmiş bir teknoloji elde etmek zorundayım. Niçin yerli bir ürün yapmadık? Yerli bir ürün yapmak için yola çıkmadık? Kendimizi yokuşa sürdük bilerek. Dedik ki işin başında, biz Avrupa standartlarında teknolojiyi yakalamış, bunu daha üstlere taşıyacak, yüzde yüz Avrupa standartlarında testten geçmiş bir araç üreteceğiz ve nitekim şu kürsüde gördüğümüz belki biraz sonra göreceksiniz resimlerden de, bu araç %98 yerlidir, ilk aldığımız araç. Türk zekâsıyla, Türk ürünüyle yapılan bu araç şu an yürüyor fabrika içerisinde. Ancak biz bu homoglasyon dediğimiz bu süreç içerisinde yani aktivasyon süresi içerisinde bu ürünlerin kullanılmayacağını da biliyordum. Onun için buna yönelerek burada komponentler almak zorunda kaldık. Niçin? Başka bir itiraz var mı diye, Burulaş’la bu iş olmaz diye. Siz zamanla yarışıyorsunuz, teknoloji ile değil, zamanda üretmek zorundasınız, teknoloji de üretmek zorundasınız ve projeler üretmek zorundasınız ve koşturarak bu işi yapmak zorundasınız. Şimdi biraz sonra da nasıl koşulmuş, nasıl başarılırmış, nasıl yönetilmiş, onu göreceksiniz. Dolayısıyla eğer biz yerli bir ürün ortaya koymak zekâsıyla yola çıkmış olsaydık altıncı aracımız eğer raylar var olsaydı üzerinde yürüyor olacaktı. Ancak uluslararası homoglasyon süreci başladığında teknik olarak biraz yabancı gelebilir ama sertifika demek, yabancı belge yani yürür belgesi demek lazım, kamuoyu anlasın diye kullanıyorum bu tabirleri. Bu süreci ben gördüm ki tramvay yapmaktan daha zor bu aracın sertifikasını almak. Şu an dokuz tane mühendis Durmazlar bünyesinde 5400 küsur sayfa doküman yazdılar iyi diye. Bu yurt dışında onaylanıyor, bu onaylara göre kontrol ediliyor, bu kontrolden sonra test edilerek evet deniliyor. Bu test başarılıdır diye not alıyorsunuz ve size o konuyla ilgili geçiş notu veriliyor. Biraz sonra geleceğim, 41 tane not almanız lazım ki uluslararası ancak o araç yük değil, değer taşıyor olsun yani insan taşıyor olsun yoksa yük taşıma anlamında biz o araca tıkıp yük taşıyalım. Türk zekâsıyla, %98 Türklerin elleriyle yapılmış bir araçtır ama insan kullanımı için çok emniyetli değildir. Testten geçmeyeceği için de biz bunu yurt dışından alıp bazı kompanentlerini, çünkü yurt içinde bu kompanentler yok. Sertifika alınır, kompanentler yok. Tüvasaş gibi devlet kurumları vagon üretmişler, lokomotif üretmişler bir de tanker yani petrol tankerleri üretmişler. Ancak metro, tramvay, hızlı tren gibi maliyeti daha yüksek araçlar konusunda hiçbir gelişme olmadığı gibi kendi konularında da yan sanayi oluşturmamışlar. Onun için bu iş özelleştirilmeli, biz bunun için söylüyoruz hem üretim bazında hem işletme bazında özelleştirilmeli diye. Biz bunun için bas bas bağırıyoruz. Pazarlarımızı pazarlıyoruz, bırakın da planlayalım artık pazarlarımızı, pazarlamayalım. Onun için bir tek bu proje değil birçok projeye ihtiyaç var, bunları destekleyelim, eksiklikler olabilir. Akademik odalar bu projeyi bastırmak için değil, desteklemek için yola çıkmalılar. Şu eksiklikler var, tamamlanmalı deseler, projeyi destekleseler ülke kazanır, Bursa değil. O zaman yine kazanırız, ülke kazanır diyoruz bakın buradan yola çıkıyorum. Burada insanlar bu projeye başlarken üç tane risk aldılar. Başkan da siyasi risk aldı, Durmazlar ekonomik risk aldı, Taha AYDIN teknik mühendislik olarak risk aldı. Bunlar göz ardı edilmemeli, bunlar kolay şeyler değil, ben kendi işimi bırakarak buraya geldim. Suçum neydi, günahım neydi? Ben yurt dışında iş yapıyordum, müteahhitlik yapıyordum geldiğim zaman buralara. Ama bunu yapmak için geldim, ben bu yaştan sonra bu ülkeye bir şey katabilirsem ne mutlu bana, ben bunun heyecanı içerisindeyim, Başkan’da bunun heyecanı içerisinde. Dolayısıyla bu proje ne işe yaradı biliyor musunuz arkadaşlar? Sadece proje olarak kalmadı, Dereağaç’ta Ulaştırma Bakanlığına sunum yaptık Sayın Ulaştırma Genel Müdürüne, Dereağaç Genel Müdürüne pardon. Ben projeyi anlatıyorum heyecanla, bakın diyorum yüzde yüz yerli yaptık. Hatta bunun gövdesi değil beyni de yerli diyorum, beyni satmadık yurt dışına çünkü 2,5 trilyon para istediler, pardon 2,5 milyon Euro para istediler beynini yazmak için. Bunu da kendilerine bağlıyor size kodlarda veriyor, pimkod dediğimiz, her defasında burada gelip yazdırıyorsunuz yani onlara bağlı kalıp para ödüyorsunuz, teknolojiyi satıyorsunuz, kendinizi bünyenizi satıyorsunuz. Dolayısıyla beyni de yerli yaptık diyorum adama. Adam diyor ki %30’un üzerine çıkacağını düşünmüyorum bu işin. Şimdi karşınızda ki de böyledir, bürokratik yaklaşım diye bir direnç var. Bunu bir kere daha tekrar edeceğim, bürokratik direnci kırmak için akıllı olmanız yetmez, çok akıllı olmanız gerekir. Bize dedi ki Sayın Genel Müdürüm bakın, eğer yerinizden kalkarsanız, kafam bozuldu kapattım sunumu dedim yerinizden kalkarsanız Bursa’ya gelirseniz kaplıcamız var, iskele meydanımız var, kestane şekerimiz var, bu arada size tramvayı da gösteririz, nasıl yüzde yüz yerli tramvay yapılıyor? Bu konu da Sayın Bakanımızın kulağına gitmiş ve nitekim Ankara metrosu %50’lik oranıyla yeni bir ihaleye çıktı, biri bürokratik direnç gösterip siyasi bir risk aldı, işte bu siyasi risktir. Şunu diyor bürokrat kimse bu ihaleye girmez. Başkan kimsenin girmeyeceği ihaleye %50 olsun dedi, %30’da değil, işte budur vizyon ve bunlar ülkeyi değiştiriyor. Siz sadece Bursa’yı değil, şartları da değil ülkenin de geleceğini düzenliyorsunuz, değiştiriyorsunuz. Umarız ki daha güzel şeyler yaşanır ve bunlar devam eder. Şimdi niçin demiryolu teknolojisi diye hızlı geçeceğim, sayacağım size bakın Hindistan, Güney Afrika, Arap yarım adası, Türk Cumhuriyeti de dâhil olmak üzere Çin, Rusya, Türkiye, Avrupa, artı Amerika burada ki toplam yatırım miktarı 15 yıllık projeksiyondan belki yeni yapıldı ama 1 trilyon dolar. Toplantıda da dile getirildi, 7 yıllık projeksiyondan Mekke, Medine, Cizre, Lübnan, Ürdün, Suriye, Basra’yla Türkiye arasında bir hızlı tren yük treni bakın yolcu treni değil. Bu yatırımın toplamı 7 yıllık projeksiyondan söylüyorum. 450 milyar Euro, 600 milyar dolara mal edilmiş. Yani nereden bakarsanız, biraz da toparlarsanız Dünya’da 2 trilyon dolarlık pazar var, buna kayıtsız kalamazsınız. Ben yapmazsam, siz yapmak zorundasınız, biri çıkıp yapmak zorunda bu teknolojiyi bu ülkede. Bir babayiğit çıkmalı bakın bir otomotiv yapan çıkmadı daha, ama tramvay yapan çıktı, metro yapan çıktı, çıkacak, çıksın da bu ülke kazansın. Dolayısıyla olaya böyle bakmak lazım bir de böyle bir uluslararası pazarı var. Bunu biz pazarlayalım biz kazanalım, hatta bu ürünleri yurt dışına satalım diye uğraşıyoruz. Onun için uluslararası standartlarda ürünler yapıyoruz. Hem satmak, hem de insanımızı insan gibi taşımak için yapıyoruz. Bu aracın teknik şeyine geldiğimizde atıyorum nedir o speklerine nasıl kaynak yaptığımızı göreceksiniz. Hızlı geçeceğim ben buralarını proje yönetimi çok ilgilendirmez vatandaşımızı. Nereden başlanmış? Etüt edilmiş, Brenner etüt etmiş 20 yıllık etüt de hatta bizim master planda da var, hatta demiş ki kardeşim yetmez burası ne yapalım? Bunu uzatın demiş, Terminale kadar uzatın, Çiftehavuza uzatın o da yetmiyor, İnönü caddesinden biraz da doğuya gidin. Eski Yalova yolundan o yolu da taşıyın demiş, daha da fizibil olsun demiş. Her yere yapmak için tabi süreç lazım, zaman lazım, para lazım. Hatta demişken Cumhuriyet caddesini açmayın sakın ha trafiğe, mümkünse Atatürk caddesini alttan verin, orayı da yayalaştırın diyor Brenner. Şimdi bazı projeler tekniktir, kararlarda siyasi olabilir. Elimizde üç tane seçenek vardır, siyasi birini seçer. Zamanınız kısıtlı, bütçeniz kısıtlı ne yapacaksınız, üstten götüreceksiniz başka şansınız yoktur. Alttan giderseniz oradan esnafta ekmek yiyiyor kusura bakmayın ama yanda cami var yanında medresesi, kazacak yeri falan, tünelden gitsin oraya, ciddi bir para harcayacaksınız. On katı bir maliyetle bu projeyi mal edeceksiniz. Daha önceki Erdem SAKER Bey’in başkanlığı döneminde 7 kilometreyi, aracı ucuzlatarak, 17 kilometre yapmışlar. Yeraltı hatları yer üstüne almışlar bakın bu da bir siyasi karardır, doğru veya yanlış, ben bunu değerlendirmiyorum. Maliyetine bakmak çok önemli, 7 yerine 17 km ya da şehir, hangisini seçiyorsanız, siz karar vereceksiniz. Bunu sizler yapacaksınız, sizler oy veriyorsunuz. Dolayısıyla hiçbir şey için burada boşuna kürek çekilmiyor, yapılan hiçbir şey de analitik, teknolojik ve bilimsel temele dayanmadan gerçekleştirilmiyor. Buna benim yaptığım tramvayda dâhil olmak üzere. Biz buna ipekböceği adını verdik, işte aynalarını anten yaptık, yüzünü de absürt yaptık, ipek böceğine benziyor biraz, onun içinde estetik olsun diye uğraştık. Birinci hat planlanmıştı. Tırmanmaz diye şimdi bir kaygı var. Bunu diyen merciler nasıl tırmandığını değil, nasıl indiğini sormak zorundalar. Eğer teknik bir alt yapıya dayanarak eleştiri getireceklerse projeye, nasıl tırmanıyor kardeşim bu aracınız demek yerine nasıl aşağı iniyor diye sormak zorundalar. Biz bu aracı tırmandırdık ama indiremedik, ne yaptık, klomatik frenlerini hidrolik yapmak zorunda kaldık. Bu bize üç ay kayıp ettirdi. Çünkü daha hızlı ve daha dirençli bir fren sistemi yaptık hatta manyetik fren taktık bu araç dursun diye. Hatta bu da yetmedi hat üstünden otomasyonlar kurulacak yani bazı yerlerde hızları sınırlayacağız. Araç sinyal aldığında diyelim ki aşağı sarkacak, şu anda onu yapıyoruz, 15 km hızı geçmiyorsa eğer güvenli katsayımız biz o hattı güzergâh doğrulana kadar 15 km hızla sınırlayacağız 2. noktaya kadar. Şimdi bu sorulur, sorulacaksa. Biz bu teknoloji için her bir şeyi düşündük arkadaşlar. Ben bunu ifade etmek isterim. Görüyorsunuz bakın daha bu işin başlangıcında yapılan bir şeydi, yapamadı bunlar. Çünkü siz ürünü buna göre yapıyorsunuz. Bakın 8,2 tırmanırsınız, 8,1 civarında inersiniz. Deniyor ki bu standartlara aykırıdır. İyi de kardeşim siz hangi verilere göre buna standartlara aykırı diyorsunuz. Bir de bunu akademik odamız bildiri şeklinde yayınlıyor. O zaman bir tek şehirde değil bir kaç şehire gidecektiniz, orada örnekleri görecektiniz. %9’a varan eğimlerin olduğunu görecektiniz. Benim gördüğüm eğimler, %8,6 Zürih, bir 8,4 Stuttgart, 8,3 Prag, eğer gezmeye giderseniz görürsünüz o sizin sorununuz. Şimdi bizim aracımız ne yapıyor geleceğiz ona şimdi. Bu etütler yapılmış, işte hat üzerindeki eğriler, yükseklikler hepsi hesaplanmış. Bu da yetmemiş, bu araca güç kuvvet uygulandığında rampa hızları hesaplandığında, ivmelenme, hızlanma, durakta durma, durakta bekleme süresi, %5 de kayıt olma süresi ama trafik yoğunluğu, lambalar, ışıklar dikkate alınmadan yapılan hesaplarda, düz hesaplarda 17 dakikada bu araç tur yapıyor bu hattı, dolu olmadı daha hızlı gidebiliyorsunuz ama gidemiyorsunuz çünkü niçin şehir içi hız yapma şansınız yok ya yolu bölersiniz bu şekilde Çin Seddi gibi bölersiniz şu anda olduğu gibi ya da açık trafikte bu aracı koşturursunuz. İki şıktan biri daha var hani tramvay, vagon, metro deniyor ya nedir bunlar diye. Bunun girmeyeceğim tarifine de. Vagonun sadece sandık şeklinde olduğunu bilin de, hafif metronun daha ağırı yer altında gider %100, bizim ki yer üstü ve yer altı gidiyor yani bu tabirle metro ya da hafif metro ya da tramvay taşıdığınız yolun kapasitesine bağlı olarak adlandırılır. Bizim yaptığımız cadde aracı. Metrobüs niyetine kullandığımız raylı sistem, 28 metre boyundadır filan. Bakın ne diyor burada 20 metre/saniye hızı geçemiyor çünkü duraklar 400 metre - 425 metre. Daha uzun yapamazsınız metro hattı değil bu. İnsanlar bundan faydalanmak durumunda, Altıparmak’ta binecek, Heykel’de inecek veya binecek. Yoksa metro yüksekliğinde yapamazsınız, tramvay mantığı farklıdır. Tramvay şehir içi aracıdır, şehir içi taşıma mantığı neyse buna uymak durumundasınız. Bunu ben planlanmıyorum yani 500 metre de yapabilirsiniz, problem değil ki ayrıca bunu eleştirmek doğru bir şey değil. 16 dediler esasında 12 idi o sayı, 12 tane durak, 12 tane aralık var, şimdi böyle bir projedir bu. Çünkü aralıklar kısa olsa zaten aracın motoru soğumuyor. Elektrikle beslendiği için bu araç, motoru soğumuyor, yürüme sürecini, aralığı açmak zorundasınız. Tramvay niçin çalışıyor? Mevcut hatları besleme amaçlı çalışacakmış, mevcut hatlarımızı da görüyorsunuz. Efendim tasarımlar işte raylı sistemde yaptığımız bu aracı, 5 kabinli, 4 maftalı olan, esnek, 25 km hızla çarptığınızda, içerdeki sürücünün etkilenmediği, 15 km hızla 60 tona çarptığınızda aracın hasar görmediği, üzerindeki enerji absorberlarla çarptığı anda kendi üzerine enerji emerek araç hem hasar görmüyor hem de sürücü hasar görmüyor. Efendim 28 metre boyunda, 2.40 genişliğinde bunu 2.60 yapma şansımızda vardı ama şehir içine geniş araç götüremezsiniz çünkü yolu teğet edersiniz, geniş araçlar şehir içine gelmez. 2.60’lık araçları daraltıp 2.40 yaptık, 2.60 yapsaydık yolu bölmek zorunda kalacaktık. Biz aynı yoldan araçlarımızda geçsin, ambulansta geçsin, polisimizde rahat geçsin diye lins dediğimiz trafiğe açık bir pozisyonda yapacağız ama parklanmayı önleyeceğiz. Yolcu sayımız belli, tırmanma, %9 tırmanma arkadaşlar %8 falan değil bu aracın kapasitesi 2/3 oranı yüklüyken tam boyuyla %8,6 tırmanıyor. Tam doluluk dediğimiz ne biliyor musunuz? Bakın üstte yazıyor tam doluluk oranı. 8 kişi yani balık istifi binerseniz bu araca tam doluluk olur. Adam gibi binersek 6 kişi yolcuyla 2-3 dakikada gelecek ki böyle olacak inşallah. Bu araç zaten tam dolu olmuyor dolayısıyla tırmanma sorunu olmadığı gibi esas sorunu iniş dedik onu da hallettiğimizi söyledik. Dolayısıyla bununda bilinmesini istedik. Buradan itibaren teknik kokuyor. Buraları hızlı geçeceğim mühendis arkadaşlar iyi anlarlar ne demek istediğimi. İşte bunlar ışık, kompozit, darbeye dayanıklı, yanmaya dayanıklı, bunların her bir cıvatası bile uluslararası standartlara uygun geliştirilmiş, işte tasarım arkadan ön görünümüyle bakın şunun içi komple mühendislik, içinde cıvata yok, Tofaş’ın araçları içindeki cıvataları görüyorsunuz, burada göremezsiniz. O kadar detay düşünüldü ki; 3 yılda aracı tasarlayacaksınız, aracı analiz edeceksiniz, aracı test edeceksiniz ve aracı sertifikalandıracaksınız. Avrupa Birliği şu; biz 40 mühendisle minimum, en az 4-5 yılda, en az 50 yıllık bir şeyden bahsediyoruz, 4-5 yılda bitecek projeyi 3 yılda bu hale getirdik inşallah Ağustos sonu gibi bu aracın testleri bitmiş olacak, bütün ray testleri de ve Türkiye ürettiği bir aracın bakın hava, kara, deniz ne düşünürseniz düşünün ürettiği bir araçtan bahsediyorum ilk kez belgesini alacak. Marka yaratıyor Türkiye, bir tek tramvay yapmıyor. Marka da Bursa’dan çıkıyor, Bursa’da marka. 5-10 yıl içerisinde Bursa ekoturizmin merkezi haline gelecek. Bunları da söylüyorum ben ayrıca, bir tek markadan bahsetmiyorum. Otomotiv deyince Bursa aklınıza geliyor, tekstil deyince Bursa gelir, kestane deyince kestane şeker, deyince Bursa akla gelir. Kaplıca deyince Bursa akla gelir, gelmesi için çalışılıyor. Bakın ne çok şeye sahip, turizm, tarih. Şimdi bir de o markalara tramvayı katacaksınız, raylı sistemi katacaksınız, kötü mü olacak. Evet, teşekkür edeceğiz. Ben hızlı geçiyorum bir şey daha var Sayın Başkanım, 10 dakika lütfen çünkü bakın yük benim sırtımda Sayın Başkan. Bu anlaşılamazsa, bu konu anlaşılamaz onun için hızlı geçiyorum. Kusura bakmayın sizi de üzmeyeceğim.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
İzin verirseniz, tramvayın; 1.Kendi araç konusu var, 2.Hatlar konusu var, 3.Bursa’yla ulaşımın hali konusu var. Bu 3 ayrı konuyu şimdi siz bize bu konuda hatlarla ilgili, ana tartışılan konularla ilgili de güzel bilgiler verdiniz. Şimdi tramvayla ilgili teknik bilgiler veriyorsunuz anladığım kadarıyla.

Taha AYDIN – Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve Makine Mühendisi:
Evet. Bu bitmiş aracın kesitleridir. Hızlı geçeceğim bu da Bursalı ustaların el ile bitirdiği ilk araçtır. Bu önemlidir. Hızlı geçeceğim arkadaşlar süre kısıtlı kaldığı için. Bunlar çok teknik ayrıntılar. Bu aracın dediğim gibi beyni de yenidir, hızlı geçiyorum. Bu araç böyle tektir, buradan kalıpları çıkmıştır, burada kaynakları yapılmış durumdadır hassasiyetle, 5 boyutlu hassasiyetle, 3 boyutlu lazer tarayıcıyla kontrol ediliyor. Uluslararası standartların hepsi uygulanıyor arkadaşlar, bir Türk çıktı, Türk zekâsı iş yapmıyor, bunların hepsi denetleniyor, bütün bunların speklerini yazıyorsunuz, bunları bu şekilde yapıyorsunuz, kafanıza göre takılamıyorsunuz kusura bakmayın. Bütün belgeleri almadan yapamıyorsunuz bunları, sizi kabul etmiyorlar zaten, sizi kaile almıyorlar. Hızlı geçeceğim Sayın Başkanım. İşte bu esas bogi denen kısım bu. Bogiyi anlatmam lazım sizlere. 2 dakikada anlatacağım, çünkü çok önemli bir şeyden bahsedeceğiz sizlere. Şu gördüğünüz alet yurt dışında bizim boginin test aletiydi. Üstünde binlerce kablo var bağlı. Bu gördüğünüz bogi denen, oyuncak denen alet, 2 tane uluslararası patente sahiptir. Benzeri yoktur, tam hareketlidir, raydan çıkma riski sıfıra yakındır, bu Türk zekâsıdır, bu da birinci olduğu için söylüyorum. Geliştirilen bu alet işte bu bogi, test prosedürü ile yurtdışında test oldu. Türkiye üretti, ilk kez ürettiği bu bogi denen Uludağ Üniversitesi adına uluslararası sertifikasını aldı ilk kez. İlk aldığı sertifika da budur, bu da güzel hep beraber övünç duymalıyız, gurur duymalıyız, mühendislik adına gurur duymalıyız. 30 yıl önce Türkiye 6. ülke, Durmazlar 7. şirket oldu kendi pozisyonunda, kendi tasarlayıp üreten, çokta üreten yok bunu da belirtmek istiyorum. Evet, bu sertifikalar uluslararası. Çok mühendislik var yani bakın, bütün her şey hazır edilmiş bilgisayar ortamında, evet en son bütün analizleri yapılmış, bakın şu gördüğünüz analiz bilgisayar ortamında yapılmıştır. Aynı testler laboratuvarda yapılarak onay da aldı. Bu onaydan geçmiş bir tasarımdır aynı zamanda, bu da tasarımın gücünü ortaya koyar. Evet, Osmangazi Belediyesinin olduğu yerde 18 metrelik bir güzergâh vardı güzergâh böyle düşünülmüştü sonra vazgeçildi ondan. Biz de en zor şartlarda çalışan bir tramvay yapmak için 18 metreyi bölen, 5 modüllü araç yaptık görüyorsunuz ki analiz yapılmış durumda. Evet diğer konfor, raydan çıkma testleri yapılmıştır. Bakın demin dedik ya test, homoglasyon testi dediğim gibi, 41 takım halinde geçmek zorundasınız. Bunların her biri 150 sayfa oluşturuyor bunların her bir tanesi. Bu işi yapan mühendis arkadaşlar 5.400 sayfayı İngilizce yazıyorsunuz ve bunu kabul ediyorsunuz. Gerekirse bir daha yazıyorsunuz ta ki kabul edene kadar. Onun kabul etmesi gerekmiyor, aracında bu kabule uygun olması gerekiyor mesele de bu. Bu aynı zamanda TÜBİTAK araştırma geliştirme destek projesidir. Bu da bir başarıdır, bir projenin araştırma geliştirme projesi olması da ayrı bir önem taşır. Bu noktada başarı sağlamak için toplu taşımacılığı iyi planlamak lazım tüm bunlardan yola çıkarak geniş sınırlara sahip Büyükşehir Belediyesi sayıları hızla artarak otomobil ve motorlu araçların neden olduğu trafik sorunun yeni yollar yaparak çözmenin kolaylığını görmeliler demişiz. Ne olur. İşte bu olur, şimdiden görmesek bunları yaşarsınız arkadaşlar, mesele de budur. Burada sonuç olarak hızlı, konforlu, çevreci, ekonomik ne derseniz hepsi içinde olan konforlu bir araç yapmayı düşledik ve bunu da yaptık. Bilmiyorum çalışacak mı? Ben sizi bunlarla baş başa bırakıyorum teşekkürler arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, Sayın Taha AYDIN’a teşekkür ediyoruz. Gerçekten enteresan, değişik, farklı belki de birçok kimsenin ilk defa duyduğu, izlediği konular anlatıldı. Bunlar önemli konular. Şimdi bu konular doğrudur yanlıştır. Bu konuları ben tartışacak konumda değilim ancak gördüğüm kadarıyla çok farklı ve değişik konular. Bursa’da ilk kez bu tarzda konuşulabilen konular. Bursa’daki tramvay sistemi diye genel olarak bizim konu başlığı koyduğumuz sistem Bursa’nın birinci sorunu, ulaşımın çözümü yolunda yapılan iş ve işlemlerden. Tabi ki biraz önce söylediğim gibi bu konunun üç ana ayağı söz konusu; birincisi araçlar, ikincisi hatlar bir de bu kullanım sisteminin Bursa’daki ulaşım ağına katkısı, ulaşım modellemesi. Şimdi burada Bursa Büyükşehir Belediyesi bu sistemi kendine göre planlamış programlamış, yol alıyor. Bunları değişik ortamlarda, televizyonlarda anlatıyor ve söylenenlere, anlatılanlara kamuoyunda da tabi karşıt görüşlerde olabilir. Çok doğal, Bursa büyük bir kent. Demokrasi ortamında işin doğrusu eğrisiyle başka görüşlerde olabilir. Büyükşehir Belediyesi böyle bir tercihte bulunuyor. Bu tercihin tabi ki doğru ve yanlış olduğunun iki tane testi vardır. Birincisi, bu konuda teknik olarak bir ilke olarak yanlış mı doğru mu bunlar güncel olarak tartışılabilir. İkincisi halka yansıyan sonucunda sandıkta halkla belediye hesaplaşır. O konu milletin bileceği bir iş. Bakın biz şu anda bizi ilgilendiren güncel konularla ilgili konuları oturup konuşuyoruz. Anlatıyoruz. Bunlar tartışma ortamına açıldı. Gayet medenice konuşuluyor. Şimdi bu konu ihale ile ilgili. Dedik ki bunlar daha önceden de konuşulsaydı. Dediğim gibi şu da bir yöntem, Bursa Büyükşehir Belediyemizi Bursa’nın birçok konuda kent konseyi ortamı içinde konuşuyor değerli arkadaşlar. Evet, Bursa Büyükşehir Belediyesi konuşuyor, bu konu da gündeme geldiğinde - ben Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak üzerimizdeki görevlerin bilincinde olan insanlarız - sayın başkana dedim ki bu konuyu kent konseyine taşımak istiyoruz. Bu konuyla ilgili Büyükşehir Belediyesi gelip bilgi versin, konularını anlatsın, karşıt görüşler, düşünceler varsa bunlarda oralarda konuşulsun dedim. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep ALTEPE hiç itirazsız bir şekilde bunun yapılması noktasında evet dedi. Tabi bunlar karşılıklı görüşülerek ben tabi ki böyle bir şey yapma noktasında olursunuz toplanamazsınız ama esas olarak bakın taraflarla birlikte bir araya gelebilmek meseledir. Yani bu Bursa’nın büyüklüğüdür burada ki tablo, bu önemli bir şeydir. Bu bizim onun bunun şahısların meselesi değil Bursa, sistemi, organizasyonu ile koyarsanız konuya herkes gelip sahiplenir, konusuna herkes sahip çıkar. İşte bu bugün başarılmıştır, diğer günlerde olduğu gibi. Sayın Büyükşehir Belediyesi Başkanına teşekkür ederim Kent Konseyi Başkanı olarak, böyle bir konu ile ilgili arkadaşları da görevlendirmiştir. Bunlarda çok önemli konulardır. Böyle meseleler Türkiye’nin birçok yerinde konuşulması bile hayal, bırakın yapılması. Bursa’nın bir geçmişi var, Yerel Gündem’den gelen bir geleneği var, Binlerce yıllık tarihi var. Yani bir dünya kenti Bursa, Bursa’nın insanları da Bursa’yı iyi gözlemlemeli, iyi organize etmelidir diyoruz ve konu ihale edildi ve Büyükşehir Belediyesi bu konuyla ilgili görevi şirketi olan ana, amiral gemisi diye isimlendirilebilir, BURULAŞ raylı sistemi işleten şirket, bunların hatlarının yapımıyla ilgili uğraştı. Şimdi hatların durumu konumu ve ihale edilme süreci nedir? Ne değildir? İhale nasıl yapılıyor? Bir kişi ile mi yapılıyor? Yani kaptı kaçtı mı yapılıyor? Yani biri alıp götürdü mü? Vatandaşın hakkı bunları öğrenmek, bir bunları atlatsın bakalım Sayın Burulaş’ın Genel Müdürü endüstri mühendisidir aynı zamanda Sayın Levent FİDANSOY’u kürsüye davet ediyorum. Yine 15 dakika ile başlatıyorum hızlı ve seri konunun açımı yok arkadaşlar görüyorsunuz konu konuyu açıyor diyorum ve mikrofonu veriyorum.

Levent FİDANSOY – BURULAŞ Genel Müdürü:
Teşekkür ediyorum. Değerli katılımcılar, Bursa’da tramvay projesi olarak iş başladı fakat biraz evveliyatına gitmek lazım, bu işin teorisine girmemiz lazım. 1400’ler den itibaren şehirleşme başlıyor dünyada, bu şehirleşme sonucunda şehirlerarası ulaşımlar başlıyor. İşte o zaman filmlerde gördüğünüz at arabaları daha sonra şehirlerin büyümesi, Paris gibi şehirlerin belli bir nüfusa ulaşması sonucunda; şehir içinde bir yerden bir yere gitmek insanların kendi imkânlarıyla değil, o zaman biliyorsunuz atı var arabası var veya daha az gelirse eşeği veya daha düşük bir ulaşım aracı var veya hiçbir şeyi yok. Bunların ulaşım ihtiyacı çıkıyor ve bu ulaşım ihtiyacı değişik kaynaklarda o zaman ki yönetimler tarafından ve özel işletmeler tarafından karşılanmaya çalışılıyor. İlk gördüğümüz omnibüs dediğimiz at arabası, şuan ki otobüslerin atası dediğimiz omnibüs bunu da insanlar bir yerden bir yere tarifeli olarak başta tarifeli daha sonra bu tarifeye geliyor. Ve tarifeli olarak taşıma başlıyorlar. 19.yy başına geldiğimizde ilk önce madenlerde demir yolu başlıyor. Bir maden içerisine biliyorsunuz yol yapabilmek oldukça zor ve araba yürütmek oldukça zor ve ray üzerinde bir arabanın götürülmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Daha sonra deniyor ki biz bu demiryolunu niye şehirlerarasında yürütmeyelim, şehirlerarasında tren seferleri başlıyor. O zaman ki ilk önce atla, daha sonra buharla, o zaman buhar makinesi bulunmuş durumda ve bu devam ediyor. 19.yy bittiği zaman 20.yy başına geldiğimiz zaman elektrik motorunun trenlere uygulanmasıyla elektrikli trenler şehir içinde ve şehirlerarası yollarda çalışmaya başlıyor. Tabi burada değişik ihtiyaçlar var. Yolcu kapasitesi burada esas temel olan, yani tramvay mı olacak başka bir şey mi olacak. Sayın Başkan tercih dedi aslında tercih değil bu bir ihtiyaç, bu nasıl hesaplanıyor. Ulaşımda şuan geldiğimiz noktada, 2 dakikayla 30 dakika arasında belli çekim merkezlerinin ve vatandaşların ihtiyacının olduğu yerlerin birbirine bağlanması lazım. 30 dakikadan uzun bir süre olmaması gerekiyor, araç boyutunu ona göre ayarlamanız lazım, 2 dakikadan daha da aşağıya düştüğünüz zaman o zaman aracın boyutunu değiştirmeniz lazım. İlkönce dolmuşlardan başlıyorsunuz en küçük araçtan, dolmuştan tabi aslında bir ihtiyaçtan değil geçmişte devletin belediyenin sınırlı sayıda maddi imkâna sahip olması nedeniyle oluşmuş bir araçtır, şuanda da gayri ekonomik olarak çalışmaktadırlar. Sizin yolcu kapasitesiniz nedir bu süreç içerisinde ona göre aracın boyutunu genişletiyorsunuz. İşte 6 metrelik veya 5 metrelik minibüslerden, 14 kişilik araçtan, 250 kişilik tramvaya 1000 kişi taşıyan veya 1400 kişi taşıyan metro ve hafif metro sistemlerine kadar bu ihtiyaçlar değişik olarak hesaplanıyor. Bursa’ya baktığımızda Bursa uzunlamasına yerleşmiş bir şehir, uzunlamasına yerleşmiş şehirde şehrin bir ucundan diğer bir ucuna Y şeklinde bir metro sistemi şuan ki sistem metrodur. Bazı bütün değerleri metrolar karşılamaktadır. Sadece yolcu kapasitesi olarak sahiplik taşıdığı yolcu kapasitesi olarak metro standardı karşılamıyor ama kapasite olarak yeterli sadece araç sayısının yetersiz olması nedeniyle geçmişte biraz o yüzden arkadaşımızda az önce bahsettiği gibi bir hata yapıldı 17 km’lik hatta 60 vagon ihtiyacı varken 48 vagon alındı ve daha sonra vagon alışverişi oldukça zor olduğu için şuan eksik vagonla çalışıyoruz. Aslında vagon sayısı yeterli olsa tam anlamıyla bir metro sistemidir. Bunun dışında metroya gerek var mı? Bursa uzunlamasına yerleştiği için Kestel’e gittikten sonra şehrin bir ucuna, diğer ucuna, Mudanya yoluna gidiyoruz. İlave etmeye gerek yok. Şehir merkezine bakıyoruz. Tarihi bir şehir merkezi var ve hâlâ tek merkezli desantralizasyon olmamış bir merkez. Burada bizim tramvay çalıştırmamız niye ön görüldü, yolcu kapasitelerine bakıldı. Yolcu kapasiteleri dışında tarihi merkezler Avrupa’da mümkün olduğunca yaya bölgesi yaratmak ve yaya bölgesinde sadece elektrikli araçların çalıştırılması hedefleniyor. Dizel araçların tarihi eserlere zarar verdiği ortaya çıktı. Bu nedenle yeterli yolcu kapasitesi var. Türkiye’de yolcu kapasitesi var. O nedenle raylı sistemler teşvik ediliyor. Raylı sistemlere baktığımızda başlangıçtaki yatırım maliyeti yüksek fakat daha sonra ki işletme maliyetleri oldukça düşük. Biz de hem otobüs olduğu için hem metro olduğu için gayet iyi bir şekilde biliyoruz, otobüslerin işletme maliyeti metroya göre oldukça yüksek. Sürtünme katsayısı her şeyden önemli bir faktör, artı bir tramvayın ömrü veya metronun ömrü 50 sene bir otobüsün ömrü 10 sene buradan da size uzun vadeli bir maliyetiniz daha avantajlı olabiliyor. Dünyadaki uygulamalara baktığımızda geçmişte daha basit metro ve tramvay araçlarıyla düşük maliyetlerle bir Gothenburg şehrini alırsak İsveç’teki, 350 bin nüfuslu, şuanda yaklaşık 150 km metro tramvay hattı bulunmaktadır. Bursa’da da ilk önce yoğun bir hareket olan Garaj - Heykel hattında tek yönlü olarak çünkü buradaki akan trafikte tek yönlü, o da bazı kesimler tarafından tehdit edilebiliyor, tek yönlü olarak bir tramvay hattı planlandı. Burada kalmayacak bu, zaten DLH (Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü)’den de onay alındı. DLH biz T5 demiştik o zaman T1 birleşecekti. T5 ve T1’e aynı anda onay verdi ve Terminal hattını da, Osmangazi istasyonuna entegre olacak Terminal hattını da bu ikinci aşama, T1’in ikinci aşaması olarak ihale edilecek ve yapılacak. Aynı hatta bağlı bir Yeşil - Çekirge hattımız var, daha doğrusu Yeşil - Mihraplı hattı. Bursa’da eskiden yaşayanlar bilir, T1 bir numaralı otobüs hattı Yeşil - Çekirge hattı. Bu yönden gündeme geliyor, Bursa’nın da en fazla yolcu potansiyeli olan hatlarından bir tanesi. Çekirge hâlâ o özelliğini yitirmedi. Bunu Mihraplı’ya kadar uzatmayı hedefliyoruz. Mihraplı’dan sonrada Beşevler bölgesini kaplayacak bir hat ve toplamda 120 km civarında bir uzun vadede tramvay hattı planlanmış durumda. Burada Sayın Taha beyin bahsettiği gibi maalesef diğer bütün sanayi ürünlerinin fiyatları düştüğü halde raylı sistem araçlarının fiyatları aynı kalıyor veya yükseliyor. Çünkü burada kartel oluşmuş durumda. Dünyada 4 - 5 firma var büyük firma var, birkaç küçük firma vardı ama onları büyük firmalar yuttular. Şuan otomobil fiyatları, otobüs fiyatları, her şeyin fiyatı düştüğü halde raylı sistem araçlarının fiyatları sabit kalıyor veya artıyor. O yüzden firma tarafından yeterli teknik kalitede yeni bir araç yapılarak devreye girmesi sadece Türkiye için değil dünya içinde büyük avantaj sağlayacak. Şimdi geçmişte çok sayıda tramvay hattı vardı. İşte biraz önce de bahsettim. Gothenburg var, Almanya’da Karlsruhe var, yoğun olan daha başka şehirlerde var. Amsterdam da mesela 10 saniye aralıkla neredeyse bazı yerlerden tramvay geçiyor. Daha sonra tramvay hatlarının ve tramvay araçlarının satın alınması biraz yavaşlamış, niye yavaşlamış derseniz işte firmaların bu politikalarından dolayı aşırı fiyatlarının artması yeteri kadar tramvay yapımını engellemiş. Bu arada enteresan bir bilgi vereyim. Bu tramvay hatları kuruldu, İstanbul’da da tramvay 1900’lerin başında kuruldu, ilk elektrikli tramvay Şam’da kuruldu Türkiye’de. Avrupa’da da bakıyoruz Avusturya-Macaristan imparatorluğunun ilk tramvayı Saraybosna çünkü onlarda elektrik kullanmaktan başta çekinmişler, Saraybosna o zaman Avusturya-Macaristan’a bağlı, Saraybosna’da kurmuşlar. Osmanlı İmparatorluğu Şam’da kuruyor. Daha sonra İstanbul’da da elektrikli tramvay kullanmaya geçiliyor. Şimdi geldiğimiz noktada tramvay bir ara sökülmeye başlandı. Hatta İstanbul, İzmir’de vardı geçmişte. Bakıyorum aynı şekilde tramvay söken var mı? Avrupa’da tramvay hattını sökene pek fazla rastlamadık yani benim bildiğim yok. Şuanda dünyada eğilim yeniden tramvay hatlarında artış yönünde, tramvay hatlarının süratli bir şekilde daha fazla istol etmeye çalışıyorlar. Yani bizim hattımızda şuan bu bilgi Sayın Başkan sordu ayın 25’inde Pazartesi günü ihale edildi, 13 firma dosya almıştı, 5 firma katıldı. 5 firmanın içerisinde 25 milyon bedeli veren firma vardı. 17 milyon teklif veren firmanın incelemesini tamamladık. Belgeleri tamam, bu ihaleyi kazanmış durumda, tabi burada tramvay ihalesi dikkat çekiyor. Ben memnun oluyorum, herkesin ilgisini çeken bir konu. Aynı zamanda biz otobüs ihale ediyoruz, kimsenin dikkatini çekmiyor. Onun dışında bir takım otobüs hatları, son bir yıl içerisinde 20’nin üzerinde otobüs hattı ortaya çıkardık. Bunlar kimsenin dikkatini çekmiyor. Ama tramvay nedense yeni bir hattın yapılması yani tramvay bir amaç değil araçtır, ulaşımı sağlamak için bir araçtır. Siz orada tramvay olabilir, otobüs olabilir, başka bir araç olabilir. Tamamıyla bu sizin oradaki yolcunun ihtiyacına göre belirlenmiş bir araç tipidir. Tramvay olmasa metro olacak daha fazla yolcu ihtiyacı olsa. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet. Sayın Levent FİDANSOY’un kısa - öz anlatımını izledik. Kendisi burada, konuşmalarına devam edecek. Ben şimdi sözler vereceğim. Tabi ki öncelikli olarak İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Necati ŞAHİN’e söz vermeden önce konuşmak isteyen dostlar, kurum temsilcileri birer kâğıda görevini, konumunu, ismini yazarlarsa iyi olur. Onları da biz düzenleyelim ve interaktif bir şekilde Bursa’ya faydalı olacak bir şekilde toplantımızı hiç de küçümsenmemesi gereken bir Kent Konseyi Bursa Konuşuyor toplantısı olarak devam ettireceğiz. Çok önemli tarihi toplantılar yapılıyor, bu salonda da çok önemli toplantılar yapıldı. Ve evet ben sözü fazla uzatmadan İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Necati ŞAHİN’i kürsüye davet ediyorum buyurun Sayın ŞAHİN.

Necati ŞAHİN – İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı:
Sayın Divan, Değerli Bursalı hemşerilerim hepinizi saygıyla selamlıyorum. Evet, Bursa Kent Konseyi’ni biz sürekli önemsiyoruz. 22 Haziran 2012 tarihinde Bursa’da Tramvay Sistemi konulu Bursa Konuşuyor toplantısının düzenlenmesinden dolayı Kent Konseyi Başkanına ve yürütme kuruluna teşekkür ediyoruz. Tabi belki şu anda konuşmaların yine ya siyaset yapıyoruz denilecek evet bugün yine siyaset yapılacak. Neyin siyasetini yapacağım, İnşaat Mühendislerinin siyasetini yapacağım, ulaşımın siyasetini yapacağım, Bursa’nın siyasetini yapacağım. Eğer gerçekten siyasal parti anlamında siyaset yapacaksam onların da kural kaidesini çok iyi bilirim, nerede nasıl yapılmasını gerektiğini 1980’li yıllardan önce Mehmet Semih PALA ile birlikte biz bunu yaptık. 1984’ten sonra siyasal parti anlamında hiçbir faaliyetim olmamıştır, öyle bir gayem de olmamıştır. Bursaspor’da yöneticilik yapmışım, İnşaat Mühendisleri odasında severek yapmışım. Yaptığım görevleri de en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum, olabildiğince de hakkını veriyorum. Değerli arkadaşlar davet bize ıslak imza ile geldi, teşekkür ediyoruz Sayın Başkanıma. Büyükşehir Belediyesi, hepimizin belediyesi. Tabi biz Büyükşehir’in karşısında olan bir kuruluş değiliz. Biz Büyükşehir’in yönetim tarzında yanlışlar varsa yanlışını söyleriz, doğrular varsa doğruların yanında oluruz. Bizler görevli kuruluştayız, kuruluşlarız ve gönülden kuruluşlarız aynı zaman da kamu kurumu nitelikli kuruluşlarız. Bizim görevimiz kamunun hakkını korumaktır arkadaşlar. Biraz önce de Sayın Başkanımızın da söylediği gibi biz isterdik ki bu toplantı 25.06.2012 tarihinde T1 hattı ihalesinden önce olsaydı. Fakat şu anda da çok geç kalmış değiliz. Bu ulaşımın yaptığı ihale daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından onaylanacak, umarım onaylanmaz. Şu anda burada konuşmamızın sebebi de imzalanmaması, bu işin kesinleşmemesine yöneliktir. Değerli arkadaşlar ben Sayın Taha Bey’i dinleyince kendi zekâmla alay mı ediliyor diye çok garipsedim. Biraz sonra bunları tek tek izah edeceğim. Yani bir Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu konudaki danışmanının konuşma şeklini, stilini hiç beğenmediğimi ifade etmek istiyorum işin başında. Değerli arkadaşlar biz Bursa’da tartışılmak durumundayız, her şeyi tartışmak durumundayız ve tartışmaktan korkmamamız lazım. Özellikle şunu söylüyorum arkadaşlar, Osmanlı İmparatorluğu 600 yıl 6 asır eğer kalmışsa arkadaşlar, birinci şifresini söylüyorum, istişare üzerine kurulu sistemden dolayı kalmıştır. 2. şifre her cuma “Gururlanma Padişahım Senden Büyük Allah Var”, aynı zamanda Cuma namazını mahfelde kılarken Hz. Ömer’in isminin altında kılıp adil olunuz ibaresi. Biz şuan da adil olmasını istiyoruz Büyükşehir Belediyemizin arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın ŞAHİN izin verir misiniz? Değerli arkadaşlar burada alkış yapılabilir ama bizim kent konseyi toplantılarının bir formatıdır. Bakın konuşmacılar çıkıp konuşuyor, düşüncelerini söylüyor, fikirlerini söylüyor, burasının bu tarz konuşmaların yapıldığı bir ortam olduğunu hatırlatıyorum, teşekkür ederim.

Necati ŞAHİN – İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı:
Evet, arkadaşlar bugün Bursa’da 600’e yakın dolmuş taksi var, bunun 450 tanesi Heykel’e çıkıyor. Bugün toplu taşımacılık yapan minibüsler var, bugün halk otobüsleri var, bugün Cumhuriyet Caddesindeki esnaf var, bugün İncirli Caddesindeki esnaf var. Hiç bunlara soruyoruz mu, ne yapacaksınız, ne edeceksiniz, bunlarla ilgili master planı yaptınız mı? Şimdi arkadaşlar İncirli Caddesindeki tramvay hattını da mahkemeye taşıdık. Kesinlikle zaten hangi mahkeme olursa Allah’a şükür BESOB’ta oldu, mahkemeyi kayıp ediyorsunuz. Hep yanlışlar yapılmaya çalışılıyor. Adliye Sarayı’nda mahkemeyi kayıp ediyorsunuz. Yıldırım Toplulaştırmada kayıp ediyorsunuz. Samanlı Sağlık Kompleksi’nde kayıp ediyorsunuz. Samanlı otoyol bağlantısında kayıp ediyorsunuz. Uludağ çıkış yolunda kayıp ediyorsunuz. Sıcak su kentsel dönüşümde mahkemeliksiniz, Doğanbey’de mahkemeliksiniz, stadyumun ihalesinde mahkemeliksiniz, belediye binasında mahkemeliksiniz. İncirli tramvayı mahkemede, yüzlerce yapılan plan tadilatları mahkemede. Ya arkadaşlar yani sizin bu yaptıklarınız hiç mi kanuna, kitaba uydurulmuyor. Bunu gerçekten anlamakta güçlük çekiyoruz.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın Başkanım yani siz burada tramvay sistemi ile ilgili konuyu konuşmak üzere buradasınız. Büyükşehir Belediyesine yönelik, siyasi partilerin icraatlarını konuşacaksınız ortamı burası değil.

Necati ŞAHİN – İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı:
Aynı şey müsaade ederseniz oraya geleceğim. Değerli arkadaşlar şunu söyleyelim biz bugün Bursa ulaşımını özellikle tramvay hatlarını konuşacağız. Konuşacağımız konulara aslında burada baktığımız zaman bizim verdiğimiz bütün bilgiler hep teknik bilgiler. Yani Büyükşehir Belediyesi Danışmanı bir firmanın sanki Büyükşehir Belediyesiyle ortaklığı varmış gibi burada bir sunum yapıyor arkadaşlar, olayla ilgili biraz sonra tek tek açıklayacağım ama ondan önce T1 hattının sisteminin nasıl yanlış olduğunu kolay bir dille, sizin anlayacağınız tarzda izah etmeye çalışacağım. Şimdi arkadaşlar şu anda ne yapılıyor Bursa kent içi ve yakın çevre ulaşımı ana planı yapılıyor. Bu Dr. Brenner’i görünce biz de gerçekten çok sevindik, dedik ki dünya çapında bir Dr. Brenner’e veriliyor. Dr. Brenner İnşaat Mühendisi, aynı zaman da yardımcısı Ali ÇÖMEZOĞLU İnşaat Mühendisi, danışmanları İnşaat Mühendisi gerek Haluk GERÇEK, gerek Ergun GEDİZLİOĞLU, Genel Sekreter Yardımcısı İnşaat Mühendisi, böyle bir toplantıda olacaktı ve yani şunu demek istiyorum inşaat mühendislerinin ana bilim dallarından en önemlisi ulaşımdır. Taha Beyle, Sayın Levent Beye röportajlarından dolayı söylüyorum, inşaat mühendisliğinin ulaşımın da ana dalı, ana kolları vardır raylı sistemler bu kollardan biridir. Yani karayolları, karayolculuk, raylı sistemler, ulaşımın planlaması inşaat mühendisinin işidir. Örneğin; 100 binlik plan yapılır, bunun ardından ulaşım planlaması yapılır daha sonra T1 ihalesi yapılması gerekirken, neler olduğunu göreceksiniz. Arkadaşlar şimdi biz de ihale Dr. Brenner’e verilince 2010 yılında çok sevindik fakat tam bir yıl sonra bu kadar ilgili olan bir odaya Bursa Ulaştırma Planı hazırlanıyor, 2011 yılında, 1 sene sonra. randevu verildi. Biz de çok sevindik, olsun 1 sene sonra olsun, meslektaşlarımız Bursa’yı planlıyorlar bizler de ne katkı koyabiliriz, neler yapabilirizin sevinci içerisinde olduk. 18 Kasım 2011’de bir yazı geldi arkadaşlar bu yazıda dendi ki; Dr. Brenner hasta, öteledik. Ne zamana kadar gün verdiler arkadaşlar 25 Nisan 2012’ye kadar. 25 Nisan 2012’de toplantı yapıldı, toplantı bu salonda yapıldı, dokuz buçukla on iki arasında akademik odalara süre tanındı, saat on ikide sunum bitti arkadaşlar. Ve biz yarım saat içerisinde derdimizi anlatmaya çalıştık. 500 sayfalık Bursa Ulaşım ana planıyla ilgili görüşlerimizi yemek aralarındaki yarım saatte anlatabildik. Değerli arkadaşlar biraz sonra izah edeceğim işte DLH’den bahsediliyor. 1992 yılında DLH zaten Bursa kent içi veya ilçelere ulaşım etüdü projeksiyonu yaptı. Bu da dedi ki Bursa’da 55 km hafif raylı sistem ulaşımın omurgasıdır dedi, imzaladı. Buna göre ihaleye çıkın dedi, buna göre para bulun dedi, buna göre fizibil olun dedi, başka türlü bir şey yapmayın dedi. Ne oldu BUAP (Bursa Ulaşım Ana Planı)’nın şartnamesinde de raylı sistemin bundan sonra ki aşamalarının nasıl yapılacağı yazıyor olmasına rağmen, yapılan hatların hiç birisi kesinlikle BUAP planını beklemeden veya BUAP planı bu şekilde bir hazırlık yapmadan direk yapılmaya devam ediyor. Arkadaşlar şimdi 100 binlik plan bitmedi, 100 binlik plan bitmeden ulaşım ana planı yapıyorsunuz, neye göre yapıyorsunuz? 2030’a göre, bazı kabullere göre yapıyorsunuz. Ulaşım ana planı da bitmedi çünkü şu anda Anıtlar Kurulunda daha askı müddeti var, itirazlar var, T1 hattının ihalesi oldu. Yani yukardan aşağıya gelmek gerekiyorken, aşağıdan yukarı doğru çıkıyoruz. Şimdi arkadaşlar burada size tarihten bazı şeyler söyleyeyim ki, ne olmuş, Bursalılara neler yapılmış, ne tür sıkıntılarla karşı karşıya gelmiş, bugün yaşadığımız sıkıntıların kaynağını söylemek istiyorum. Büyükşehir Belediyemizin yatırım kaynaklarının % 70’ i ulaşım yatırımlarına ayrılmış olmasına rağmen; Büyükşehir Belediyemizin yaptığı anketlerde vatandaşlarımız geçim sıkıntısından, eğitim sıkıntısından hepsinin de ötesinde %54’le en büyük sıkıntı ulaşım diyor. Yani siz bu kadar yatırım yapıyorsunuz ve bu yatırımdan sonra milleti mutlu edemiyorsunuz, bir yerden bir yere ulaştıramıyorsunuz. Şimdi arkadaşlar burada ki sistem şu; burada raylı sistem 4 aşamaya bölünmüştü, bu 4 aşamadan ilk aşama Mudanya’dan gelecek direk Ankara yolu devam edecekti. Yani Haşim İşcan’a gidip oradan Gökdere’den aşağı inmek diye bir proje yoktu. İşte Bursalılara ilk atılan kazık bu. Ne zaman atıldı? Erdem SAKER döneminde değil Erdem SAKER’den sonra ki Sayın BİLENSER döneminde Bursa ilk kazığı yedi. Şimdi 2. aşama neydi arkadaşlar, 2. aşama İzmir yolundan gelip birleşeceksiniz, Acemler İstasyonuna geleceksiniz, Acemler İstasyonu da katlı kavşak, katlı istasyonlar olacaktı yani dünyanın hiçbir yerinde siz Kestel’den binip Görükle’de inin, böyle bir sistem yok arkadaşlar. Biraz sonra izah edeceğim, raylı sistemi nereye getirdik, ondan tramvaya geleceğim. Burada aynı zamanda 2. aşamanın, etabının içerisinde şu anda Kent Meydanı olduğu yer, Kent meydanı çarşısının olduğu yer ki o zaman çok mücadeleler edildi aktarma istasyonuydu, orası bir alışveriş merkezi değildi, şu anda Osmangazi istasyonunun olduğu yer yanlış arkadaşlar. Sonradan ötelenmiş ve Bursa için hiç de iyi olmamıştır. Ne olacaktı? Fevzi Çakmak caddesine gelip Haşim İşcan’dan, Tayyareci Mehmet Ali caddesine, Eğitim caddesinden devam edecekti. Yani siz doğu tarafındaki yolcuyu Bursa hafif raylı sistemle paralel 2 hatla ancak alabiliyorsunuz. Raporu bu, raporların hepsi burada, biz bunları çok zor şartlarla elde ettik ama eğer Sayın FİDANSOY isterse onlara da bu 1992 raporundan veririz yine. Değerli arkadaşlar 3. etap Yalova yolu birleşecekti, nereye Kent Meydanı’nın olduğu yere, nereye aktarma istasyonuna. Peki, ne yapıldı aktarma istasyonu oradan kaldırıldı, tamamen Osmangazi’nin oraya kaydırılınca, tek katlı inşa edilince sistem tamamen bozuldu. Bozuldu da ne oldu, şimdi ona bakacağız. 4. etap en zor etap. Biraz önce Taha Beyi dinlerken hayret ettim yani vatandaş diyor, esnaf çok sıkıntıya düşecek yerin altından giderseniz. Bugün ki teknolojiyle yani İnşaat Mühendisliği teknolojisiyle sizin en rahat yapacağınız iş. Maliyeti tabi ki çok yüksek olacaktır, bazı şeylerin maliyeti hesaplanmaz. Siz yukarıdan hiçbir şey rahatsız olmazken yer altından şu anda ki sistemle, hiç aç kapa yapmadan delinen tünelleri çok rahat açabilirsiniz. Yani herhalde Taha Bey mutlaka inceler bu konuları. Ama şunu söyleyeyim arkadaşlar asıl sıkıntı, bu T1 hattı ihale oldu ya görün bakalım esnaf 1 sene de ne olacak. Yani o kadar büyük sıkıntılarla karşılaşacağız ki biraz sonra onları da tek tek söyleyeceğim. Arkadaşlar burada görüyorsunuz, Merinos’un oradan bir kol ayrılıyor Stadyum caddesinden gelip, hem Haşim İşcan caddesinde ki Fomara meydanına gelip orada katlı istasyonlar oluyor, buradan da gelip Atatürk caddesinden Gökdere’ye yer altından birleşiyor. Bu şekilde tamamlanıyor. Peki, ne olur şimdi burada bu toplu şekli bu arkadaşlar görüyorsunuz yani bunların hepsini birleştirdiğiniz zaman ince çizgiler tamamen otobüs hatlarıyla veya işte tramvay hatlarıyla gelecek olan yolcular raylı sistemi dik olarak bunlar gelip besleme hatlar arkadaşlar. Yani burada siz bu projeyi yaparsanız, Bursa hafif raylı sistemle yolcuları taşırsınız demiş, projemiz bu. Biz ne yapmışız arkadaşlar işte görüyorsunuz hep bunu söylüyoruz ray döşemekle raylı sistem olmaz. Görüyorsunuz böyle yani ben bir an önce ray döşeyeyim rayla treni, vagonu bir yerden bir yere götüreyim. Götürdünüz de ne oldu. Barselona’ya gittik doğrudur ama biz tabi kendi bütçemizle gittiğimiz için çok çok yerlere gidemiyoruz. Tabi bu örgütteki arkadaşlarımız mutlaka çok daha yer geziyorlar. Gerçekten bizim bütçemiz müsait olmadığı için bizim odamızın bu tarz bir etkinliği yok. Gittiğim zaman kendi paramızla gidiyoruz. Ancak oraya gidebildik, evet işte Barselona’nın sistemi ile biraz önce açıkladığımız bizim sistemimiz farklıdır. Barselona ne yapmış, yer altındaki hatları 1924 yılında yapmış arkadaşlar, 1924’lü yıllarda buna başlamış. İşte görüyorsunuz yani Barselona, öteki Avrupa ülkeleri birbirine benzerdir. Siz şehir merkezine gittiğiniz zaman M harfini görürsünüz, mutlaka Taha Bey’de görmüştür, M harfini gördüğünüz zaman orası metrodur, girersiniz. Değerli arkadaşlar şimdi geldik T1 tramvay hattına, şimdi burada biz çok yanlış anlaşılıyoruz, sanki bizler Bursa’da üretim yapılmasını istemiyoruz, Bursa’da raylı sistem vagonlarının üretilmesini istemiyoruz, buna karşıyız gibi hiç de şık olmayan tarzda ithamlarda bulunuluyor. Arkadaşlar biz üretime karşı olabilir miyiz? Biz kanun, kitap, kaidesiz yapılan işlere karşıyız. Yani siz öyle bir şey yapıyorsunuz ki şuanda; İpekböceği dediğiniz en büyük yanlışı siz yapıyorsunuz İpekböceğine. Şu anda öyle bir noktaya geliniyor ki eğer Büyükşehir Belediyemiz İpekböceğini alırsa ihaleye fesat karıştırıldığı düşünülecek, şu anda siz onun zeminini hazırlıyorsunuz. Arkadaşlar burada ihaleye çıkıldı, o kadar çabuk, o kadar hızlı ihaleye çıkılıyor ki ana plan da beklenmiyor, ana plan çıktığı zaman ulaşım planı da yeniden revize edilmek durumunda. Ana plan yok, ulaşım planı yok fakat T1 ihaleye çıkıyor. Bugün mahkemeye gittiğiniz zaman bilirkişi raporuyla iptal olacağını herkes biliyor ama ben yaptım mantığının maalesef artık Bursa gibi bir kente yakışmadığını söylüyorum. Arkadaşlar 16 durak olarak çıktı şimdi 12’ye indirilecek. Tabi ihale ne oldu, ne olacak gibi sıkıntılarla karşılaşılacak bunu bilemiyoruz daha. Fakat yani siz daha öyle bir proje götürüyorsunuz ki; 16 durak olarak ihaleye çıkıyorsunuz ya ben sonra onu 12’ye indiririm diyorsunuz. Şimdi arkadaşlar %8,2 standart dışıdır evet söylüyorum sayın danışmanlarım duysun! Kent içi raylı sistemlerle ilgili DLH’nin kriterleri var, kent içi raylı sistemler kriterleri. Eğer siz kent içi raylı sistemler kriterlerini okursanız şuanda ki yürürlükte olan DLH’nin raporuna göre %6’nın üzerine çıkamazsınız, çıkmamalısınız. Yani bunları biraz sonra da izah edeceğim o kadar çok ciddi şeyler var ki birbirine çelişen olayları, sizlerin gözü önüne sermeye çalışacağım. Ayrıca T1 hattı 25000’lik, 5000’lik, 1000’lik planlarla aynı anda yapılıyor. Yani bu demek istiyor ki beni mahkeme iptal etsin, bunun manası bu. Değerli arkadaşlar burada çok önemli bir konu var. T1 hattı Bursa ulaşım ana planının bir sonucu değildir. T1 hattı Bursa ulaşım ana planına bir dayatmadır. Bakınız Dr. Brenner’in raporlarında da, hepsinde biz Dr. Brenner İnşaat Mühendisi, ne dediğini gayet biliyoruz. Dr. Brenner bu salonda ne dedi arkadaşlar şunu söyledi; maalesef önüme kanun koydular! Yani Büyükşehir Belediye Meclisimizin çıkardığı ve kesinleşmemiş olan meclis kararını önüme kanun olarak koydular dedi. Şimdi ne oldu aslında Dr. Brenner’in 7 tane senaryosu vardı Bursa için. Fakat bütün senaryolar neye göre ayarlandı biliyor musunuz arkadaşlar T1 hattına göre. T1 hattının ana gayesi ne? İpek böceğini her türlü zorluğa rağmen ben yukarıya çıkartacağım. İpekböceği olabilir başka böcek olabilir ama sizlerde çok iyi takdir edersiniz ki özellikle tramvay hatları daha düz alanlarda kullanılır. Bugün Gökdere ile çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz, İncirli caddesindeki esnafımız gerçekten çok büyük sıkıntıda. Kaç yolcu taşıyor, 2000 taşıyor, 3000 - 4000 kişinin oraya ulaşım hareketi var, yolcu taşımak için bu ulaşım hattı değildir, nostalji içinde insanlarımıza, esnafımıza bu kadar eziyet etmenin bir anlamı yok. Değerli arkadaşlar şu anda konuştuğumuz her şey teknikti. Sayın Başkanım Bursalıların bunu dinlemesi lazım, Bursalılar ilk defa dinliyor. Her gün İpekböceğini dinliyor, her gün T1’i dinliyor. Ama Bursalıların bunu dinlemesi lazım arkadaşlar. Ben rica ediyorum. Siz madem depremle ilgili üç buçuk saat tanıdınız, ulaşımda Bursa için çok önemli bir olay. Bunları vatandaşlarımız dinlesinler. Serbest kürsüyü bana göre sınırlamayın. Sizden 1980 öncesinden böyle öğrendim Sayın başkanım.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın ŞAHİN, Sayın Taha AYDIN bir saniye izin verir misiniz? Biz burada kimseyi sınırlamıyoruz, sınırlamış olsak bu toplantıyı yapmayız. Şimdi konuşma müddetleri var, ona göre konuşuluyor.

Necati ŞAHİN – İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı:
Taha Bey ne kadar konuştuysa artı Levent Bey ikisini de toplayıp ben kullanmak istiyorum, gerisini vatandaşlarımız konuşsun ya konuşmasın demiyorum ki Sayın Başkanım konuşmaktan korkmayalım ya konuşan Türkiye hep böyle diyorduk ya. Evet, arkadaşlar şimdi 2012 projeksiyonunda 16200 kişiyi siz saatte götüreceksiniz Heykel’e peki. Şimdi bu etütten sonra yine Bursa ulaşım ana planı etüdünde de tek yönden 17590 kişi ne olacak arkadaşlar Heykel’e gitmesi lazım. Peki, hafif raylı sistemin ana güzergâhı olan DLH’nin 1992 yılında yaptığı raporda hafif raylı istemin ana güzergâhı olan bir yere siz tali olarak, tali olması gereken bir tramvay hattıyla nasıl taşıyacaksınız, biraz sonra taşınamayacağını göstereceğim. Şimdi arkadaşlar İstanbul Ulaşım AŞ’ye bakınız Bursa Ulaşım Ana Planı yapılıyor fakat T1 hattıyla ilgili İstanbul Ulaşım AŞ’ye iki tane rapor yaptırılıyor. Bir tane raporda çıkmıyor, zorlanıyor. Tekrar bir sürü veriler değiştirilerek tekrar bir rapor yaptırılmaya çalışılıyor. Şimdi İstanbul Ulaşım AŞ’nin raporuyla Bursa Ulaşım Ana Planı taslağı birbirinden tamamen farklı. Şimdi İstanbul Ulaşım demiş ki; bir buçuk dakikada bir tane tramvay getireceğim iki dizi halinde iki dizi olacak demiş bu tramvaylar. Şuanda Taha Bey’in koordinatörlüğünü yaptığı yani tramvay koordinatörlüğünü yaptığı tek dizi, iki dizi halinde olursa demiş, bu şekilde öngörüde bulunmuş. Bursa Ulaşım Ana Planı burada, Bursa Ulaşım Ana Planı da demiş ki siz ancak 6 dakikada bir çıkarsınız buraya. Bursa Ulaşım Ana Planının 6. sayfasına bakarsınız. Değerli arkadaşlar aynı raporlarda mesela Bursa, İstanbul Ulaşım AŞ nüfus artışı yıllık %1,5 almış, Bursa ulaşım ana planını %3,4, hareketlilik katsayısı 1, hareketlilik katsayısı yani nüfusa göre yani 2,5 milyon kişi varsa 2,5 milyon kere olur. Veya BUAP demiş ki; 1.43, %50 farklı arkadaşlar. Sefer aralığı 2 dakika demiş İstanbul Ulaşım AŞ. BUAP neye göre yapmış, 6 dakikaya göre yapmış. Değerli arkadaşlar şurada bunları size izah ettim şimdi evet bu %6’yı da Sayın Taha AYDIN kent içi raylı sistemler kriterleri DLH’nin, oraya bakarsa orada %6 görülür. Değerli arkadaşlar uygulama proje raporunda bu güzergâh da 2013 yılında 304.000 tane yolcu taşınacak. Ve bu yolcu talebi de Bursa’nın her tarafından gelecek yolcular, T1 hattı ne yapıyor, sadece bir güzergâh da bu işi yapıyor. Şimdi arkadaşlar buraya çok dikkat edelim çünkü bu çok önemli. Yani burada Büyükşehir Belediyemizin 28 Ocak 2012 tarihinde basın bülteni var. Basın bülteninde diyor ki; biz diyor Büyükşehir Belediyesi 14 vagonla günde 34.000 kişiyi taşımayı hedefledik demelerinden başkanımız yurtdışından bir vagonu şu kadara alırken kendi ürettiklerimizi yapacağız ve İpekböceğini Kent Meydanına 6 km katlı kısa sürede sokacağız diyor. Şimdi ne yapıyorsunuz İpekböceğini sokacağız diyorsunuz. Ama aslında bu tabirle İpekböceğinin önünü tamamen tıkıyorsunuz. Büyükşehir Belediyesinin bir iştirakleri olmayan ve gerçekten Türkiye’de dünya çapında bir kuruluş olan bir firmamızın bu şekilde sıkıntıya sokulmaması gerektiğini düşünüyoruz. Siz burada firmayı sıkıntıya sokuyorsunuz arkadaşlar. Değerli arkadaşlar yani siz T1 hattıyla ne yapıyorsunuz, 304.000 kişi oraya geliyor ya, siz sadece 34.000 kişinin ben demiyorum belediye başkanım diyor %10’unu taşıyorsunuz peki gerisi ne olacak? Sadece dolmuş taksileri kaldırıyorsunuz. Dolmuş taksilerin dışında hiçbir ulaşım aktörü ne İstanbul Ulaşım AŞ’nin planında, ne bu altlık planda yok. Değerli arkadaşlar şimdi Bursa Ulaşım AŞ diyor ki T1 hattıyla ilgili, hattın boyunun kısa oluşu, hattı başka hatlara destekleyici ve dağıtıcı özellikte kılmaktadır diyor. Bu besleyici ve dağıtıcı bir hat diyor. Bu dar bir bölgeye hitap ediyor, ana bir hat değil. Bu hat geçtiği güzergâh üzerinde, dolmuş trafiğinin yerini alması ve otomobil trafiğini azaltmayı hedeflemektedir diyor. Buradan anlaşılacağı üzere T1 tramvay hattı ana ulaşım aracı olmayıp otobüs sayısında hiçbir eksiltmeye gidilmiyor. Ve İstanbul Ulaşım AŞ’nin raporunda da 2023 yılından sonrası için hiçbir öngörüsü yok. Yani siz eğer metroyu Heykel’e götürmediğiniz sürece hiç bir şekilde tramvayla bu işi çözemezsiniz. Değerli arkadaşlar T1 tramvay hattı geldiği zaman karma sistemde o kadar büyük sıkıntılar yaşayacaksınız ki yani bir defa orada biraz sonra göreceğiz işte İncirli Caddesi Gökdere’de ne yapıyorsunuz, T1 tramvay hattıyla oradaki karma bir trafik olduğu için, öncelikli sinyalizasyon sistemi de tramvay hattı olduğu için ciddi şekilde beklemeler ve ciddi biçimde karma trafiği engelleme ve yavaşlatma olayı söz konusu olacak. Gazcılar Caddesi’ni İstanbul ayağı ile ciddi şekilde kapatmak durumundasınız. Şimdi değerli arkadaşlar bunları sizlere söylemiştim. Sonuç olarak şunu diyoruz biz İnşaat Mühendisleri Bursa Şubesi olarak, yukarıda bunu özetlemeye çalıştım. T1 hattı projesi yapılması geri dönülemez bir yanlıştır. Bursa’da yaşayan bizler yıllardır hayalini kurduk, yani Heykel bölgesinin dolmaması, yayalaştırılması için arkadaşlar. Bunun yayalaştırılmasının yolu ulaşımı alta taşımaktır, bunun başka bir izahı yoktur. Yani 1992 yılında yapıldı ulaşım etüdünde. Ne yapıldı? Burada belirlendi. Bu bölgeyi, tarihini de korumak istiyorsanız, bu bölgenin ulaşımını da çözmek istiyorsanız, Bursa’nın imkânları, Bursa’nın siyaseti, Bursa’nın Kent Konseyleri çok güçlüdür, Bursa’ya doğru olan projeyi yapmak durumundadır. Eğer gerçekten Bursa Kent Konseyi bugün T1 hattıyla ilgili projeyi durdurursa yani buradaki konuşmalardan sonra tarihe geçecektir. Bu olmadığı takdirde dertleşelim, Sayın Başkanımın tabiri ile dertleşmiş olacağız. Evet değerli arkadaşlar kısa kısa birkaç tane fotoğrafta göstereceğim. İşte şu anda kullanılan tramvayın ne kadar ciddi, güzel kazılar yaptığını hepiniz görüyorsunuz. Gazetelerde nostaljik eziyet, görüyorsunuz. 1994 model, Almanya’dan getirdiğimiz burada çok ciddi masraflar yapılıp revize ettiklerimiz, görüyorsunuz, bariyerlere çarpmasını görüyorsunuz. İşte arkadaşlar görüyorsunuz. Bakınız içinde birkaç tane yolcu, tramvay gelecek diye araçlar bekliyor, kargaşayı görüyor musunuz? Eski bir milletvekilimiz aradı orada oturuyorum ben Setbaşı’nda oturuyorum dedi, Gökdere’yi geçemiyorum sabah saatlerinde, akşam saatlerinde resmen bir karmaşa arkadaşlar olur mu bu? Bakınız bekliyor içerideki yolcu yani nostaljik ne olabilir? Ama şu anda millet geçim derdinde biz nostaljiye takılıyoruz. Görüyorsunuz bunu hemen nostaljiye ayırdık. Zannedersem kullanmıyoruz, parkta çekmişiz. Arkadaşlar, yanlış bilgiler veriliyor. Bugün bindiğimiz eski yeşil şeyler var ya bunları Tüvasaş’la Siemens birlikte yaptı. Yani en son bütün montajları Tüvasaş’ta yapıldı. Erdem SAKER bakınız, çok akıllı bir hareket yaptı. Siemens’e, Siemens ihaleyi aldıktan sonra Tüvasaş’la ortak yapacaksın dedi. Şuanda Tüvasaş 160 kilometre hız yapan diziler yapıyor. Tüvasaş’a gidip gezdik arkadaşlar. Tüvasaş’da şuanda hızlı tren hariç bütün şeyleri yapma kabiliyetine sahip, dünya kadar ihracat yapıyor, bin kişi çalışıyor ve Tüvasaş’ın şuanda Marmararay gelirse göstereceğim, Marmararayın şuandaki vagonları ki Marmararay tarihi bir projedir. İşte biz böyle projelere imza atmalıyız. İstanbul gerçekten tebrik edilecek bir şehir. Marmararay bittiği zaman arkadaşlar İstanbul’da %10 yolculuk hareketi değişecek, yolculuk türü değişecek, ne olacak Anadolu yakasının kaderi değişecek, işte bu projeyi yaptığımız zaman. İstanbul nerede yapıyor, boğazın altında yapıyor, biz Heykel’de mi yapamayacakmışız. Yok, böyle bir şey arkadaşlar böyle bir şey, böyle bir yaklaşım kesinlikle söz konusu olmamalıdır. Değerli arkadaşlar şunu söylüyorum, İncirli caddesini de biz yargıya taşıdık. Samanlı bağlantı yolunu gördünüz. Biz bu yolun yapılmasına karşı değiliz. 100 milyar dolar para harcıyorsunuz, yapmayın etmeyin, karayolları yaptığı bütün etütlerde Otosansit ile bağlanmasını öngörürken, getirdik Samanlıya bağlattık, ne oldu yargıdan geri döndü. Sevindik mi? Üzüldük ama gerçekten arkadaşlar artık ortak akılla yapmak durumundayız. Bakınız bunları Tüvasaş’ın şeyinde Tüvasaş sadece römork yapıyor diyenler Tüvasaş’tan çıktı en son bunlar. Biz ne yaptık arkadaşlar, sıkıntılı işler yapıyoruz. Bakınız 1 milyar 1 milyon 734 bin Euro vererek test sahası yaptık. Nereye yaptık Burulaş’ın oraya neyi test edeceğiz özel bir sektörün ürettiğini. Arkadaşlar bu kadar ahbap - çavuş ilişkisiyle bu işlere girmeyelim, yazık ediyorsunuz arkadaşlar gerçekten yazık ediyorsunuz. Şimdi arkadaşlar Tüvasaş’ında içinde olduğu vagon kaç paraya alınmıştı. 1 buçuk milyon Euro’ya. Tüvasaş deprem oldu, sıkıntılar oldu, alındığı zaman kaça alındı 3 buçuk milyon Euro’ya. Tabi ki isteriz bugün en az Taha AYDIN kadar Bursa’da bir tramvay raylı sistem vagon üretilmesini en az onun kadar isterim. Fakat kural, kaide, sistem, kanun bunlara uymak koşuluyla arkadaşlar. Kimseyi sıkıntıya sokacak bir hareketin içerisinde olmayarak yapmak durumundayız. Değerli arkadaşlar; birkaç tane resim var Sayın PALA. İşte görüyorsunuz iki hat vardı doğudan, ne yaptık biz Haşimişcan’dakini getirdik, kilometresiz 30 km’ye kadar hızı düştü. Gerçekten bir ucube, hem görsel olarak ucube, hem sürat olarak ucube, hem konfor olarak ucube. Değerli arkadaşlar işte size biraz önce anlattım. Ne oldu anlattım. Bu projeler değişince ne oldu, 2002 yılında biz raylı sistemimizin %76’sını kullanırken düştü düştü %35’e, şuanda %30’lar da fark, yani bu Bursa Ulaşım Ana Planından alınmış. Bakınız Bursa Ulaşım Ana Planında yani biz raylı sisteme milyar Euro ya yaklaşacak paralar harcıyoruz, fakat ulaşımdaki payı %8 artmış. % 8 yani siz düşünün ki bir işletme açıyorsunuz ve % 25 - % 30 kapasite ile çalıştırıyorsunuz, adamı orada gerçekten sıkıntıya sokuyorsunuz. Değerli arkadaşlar biz İpekböceğine karşı değiliz. Ama Bursa Büyükşehir Belediyesinin bir reklam şirketi olarak kullanmasına karşıyız. Bu nedir arkadaşlar %100 yerli üretim. Siemens’le beraber yapıyorsun. % 100 yerli tasarım desen neyse de % 100 yerli üretim deyip te yani mühendislerin zekâsıyla veya özellikle de makine mühendisi arkadaşların zekâsıyla veya elektronik mühendisleriyle dalga mı geçiyorsun. Değerli arkadaşlar işte sadece bugün bu 3’lü dizi halinde hem de çift yönde giden Tüvasaş’ın ürettikleri, dizi 160 km hız yapıyor. Sayın Taha Bey gitsin baksınlar, Adapazarı’na gitsinler işte bu Adapazarı’nda üretiliyor. Marmararay’ın vagonları şuanda işte Tüvasaş ortaklığıyla yapılıyor. Arkadaşlar bakınız birkaç tane şey göstereceğim. Raylı sistemde 176 km tasarruf sağlandı. Bakınız bir de ben şunu sormuştum. Bize yazı geldi. Bursa Raylı Sistem Daire Başkanlığı Şube Müdürlüğü diyor ki tarafımızca böyle bir hesaplama yapılmamıştır sadece bilginize sunuyoruz. Arkadaşlar sıkıntı burada, 07/12/2011 tarihinde bir yazı yazdık, daha cevabı gelmemiş. Bursa’da Durmazlar Makine Sanayi AŞ tarafından üretilen tramvay araçlarının üretimi Bursa Büyükşehir Belediyesinin neresinde yer almaktadır diye sorduk. Tarih 11.02.2011. Bursa Büyükşehir Bölgesi tramvay üretim koordinatörü Sayın Taha AYDIN’ın Durmazlar Makine Sanayi AŞ de ofisi var mıdır? diye sormuştuk daha cevap gelmedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de geçerli olan kanunlara göre özellikle bu tarz kanunu zemine özellikle bu tarz tarihi zemine oturtulmadığını düşündüğümüz birlikteliklerin Bursa’mızın güzide kuruluşu Durmazlar Makine Sanayi AŞ ile Bursa Büyükşehir Belediyesine çeşitli sıkıntılar yaşatacağı hesap edilmektedir diye sorduk cevapları hâlâ yok. Değerli arkadaşlar tekrar birkaç tane olay var. Mesela Fen İşleri Daire Başkanlığı yazıyorsun, size her türlü bilgi geliyor, her türlü bilgi yani şunu söylüyorum. Belediye binası ile ilgili soru sor her türlü bilgi geliyor. Fakat raylı sistemlere gelince soru soruyoruz, Bursa hafif raylı sistemin ikinci aşamasında, üçüncü aşamasında 2C maddesine göre ticari sırdır veremeyiz diyor. Şu nedir kaç paraya olmuş, ne olmuş demek ki şeffaf olması gerekmiyor mu? Bir başka şey daha sorduk arkadaşlar, dedik ki Bursa ulaşım ana planı taslak çalışmaları ile ilgili olarak danışman hocalarımızdan Prof. Dr. Halil GERÇEK, Prof. Dr. Erol GEDİZLİOĞLU verilmiş ise öneri ve raporlarıyla, görüş ve raporlarının eklerini bize gönderir misiniz? Dedik yazı yazdık. Büyükşehir Belediyesi ile sürekli yazışıyoruz yani, aramızdaki diyaloglar çok iyi arkadaşlar gelen rapordan cevap şu; bu iş hukuk servisimize havale edilmiştir. İmza sirküleri, yetki belgeleri istendi. Şimdi onları toparlamaya çalışıyoruz. Şimdi arkadaşlar 2 tane daha fotoğraf göstereceğim, bitiriyorum Sayın PALA lütfen sabrınızı zorlamayın.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın ŞAHİN konuyla ilgiliyse. Yani buradan siyasetle ilgili, siyasi nitelikliyse tamamen yadırgarım. Onu söyleyeyim.

Necati ŞAHİN – İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı:
Bursa’nın şampiyonlukları çok güzel bir şey. Son zamanlardaki Bursaspor şampiyonuz. Şimdi başka bir şampiyon daha olduk. Hacı yatmaz işte arkadaşlar bu konuda Türkiye’de şampiyonuz. Bursa’nın her yerinde kullanılıyor. Evet dikkatinize sundum. Sizler de görüyorsunuz. Bunlar Büyükşehir Belediyemizin önünde bile var. Gerçekten Bursamıza yakışmadığını söylemek istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın ŞAHİN’e teşekkür ediyoruz. Gerçekten değişik, farklı görüş ve düşüncelerini net bir şekilde konuştu. Bursa konuşuyor. Bursa Kent Konseyi olarak bizim ve yasa gereği bizi destekleyen Bursa Büyükşehir Belediyesinin hiçbir şeyden çekindiği, korktuğu falan yok, öyle bir şey olsa bu toplantılar yapılmaz. Her şeyin konuşulduğunu gördünüz değil mi? Şahitsiniz. Her şey rahatlıkla, mikrofona açık, hatta çok yoruma açık konular konuşuldu. Şimdi tabi ki Bursa önemli bir kent, büyük bir kent. Bursa’da yıllar içinde işler yapıldı. Raylı sistem meselesi taa BARIŞIK zamanında, rahmetli Teoman bey zamanında, Erdem bey, BİLENSER, sayın rahmetli Hikmet ŞAHİN zamanından bugünlere kadar gelmiş ve Bursa’nın projesi değerli arkadaşlar, ben hasbel kader inşaat mühendisi olarak bütün bu süreçlerde, değişik görevlerde bulundum. Bursa’da onlarca km raylı sistem niçin yapılıyor, Bursa için yapılıyor. Bu belediye döneminde de ulaşımla ilgili yatırımlar yapıldı ve gerçekten bakıldığında çok büyük rakamlar harcanıyor. Değerli arkadaşlar sadece şu karşılaştırılabilir. Gördüğümü söylüyorum, bir önceki dönem belediyesi, 5 yıllık belediye döneminde biliyorsunuz 4,5 km yıldırım etabı yapıldı. Allah razı olsun, ne güzel o yöndeki sisteme bir canlılık getirdi. Bu dönem ki, Recep ALTEPE başkanlığı döneminde ki belediye de 6,5 km’lik Görükle hattı 2 yılda bitti, çalışıyor. 2,5 km’lik Emek hattı da bitti çalışıyor, 9 km, benim gördüğüm fotoğraf bu, 5 yılda 4,5 km, 2 yılda 9 km. 8 km Kestel hattının inşaatı devam ediyor ve bitecek. Bakın etti 17 km, buna tramvay hatlarını da - çok tartışılan olabilir, görüştür, düşüncedir - bunları da koyduğumuz zaman 20-30 km gibi Bursa tarihinin bütün toplamı kadar bir ulaşım yatırımı, raylı sistem modern dünyada toplu taşıma yöntemi raylı sistem bakın tramvayda demiyorum. Bunlar da Bursa için yapılıyor. Değerli konuklar tabi tetkikler edilebilir. Bursa bir sanayi kenti. Ben inşaat mühendisiyim, İnşaat Mühendisleri Odasının da mensubuyum. Sayın oda başkanının görüşleri var. Benim de Mehmet Semih PALA olarak görüşlerim var. Ama ben burada Kent Konseyi Başkanı sıfatı ile oturuyorum. Onun içindir ki söylenenlerin önemli bir kısmını yadırgadığım halde hiç bakın mikrofonda elimde olduğu halde hiçbir konuda cevap vermedim. Bulunduğum konum bunu icabet ettiriyor. Kent konseyi kolay kolay Türkiye’nin en büyük Kent Konseyi olunmuyor değerli Bursalılar, işte bu yöntemlerle bu prensiplerle gidersek Bursa Türkiye’ye örnek olabilir. İşte her imkânda cevap veriyorum hem de beni tanıyanlar bilir çatır çatır cevap veririm. Ama sadece usulüne göre, Kent Konseyi Başkanı sıfatıyla söylenecek olanları söylüyorum. Burada şimdi konuşmak isteyen değerli konuşmacılar var. Yalnız benim çok önemli gördüğüm bir konu var. Şimdi Sayın ŞAHİN bir saniye, önemli bir şey, tabi hepsi önemli de. Bursaray’ın kapasitesinin düştüğüne dair ben Kent Konseyi Başkanı insiyatifimi kullanarak Sayın FİDANSOY Burulaş’ın Genel Müdürü, ben bu konuyla ilgili bir açıklama istiyorum. Rica ediyorum nedir bu, ciddi bir konu. Evet, buraya mı çıkıyorsunuz. Hızlı bir şekilde çünkü değerli konuşmacılarımız var. Onların da görüşlerini almamız lazım. Yalnız bu işin önemli bir kısmı.

Levent FİDANSOY – BURULAŞ Genel Müdürü:
Değerli katılımcılar basın toplantıları, teknik basın toplantıları genellikle bir kere yapılır ve teknik basın toplantısında gelip te sunucuyu alkışlamak gibi bir şey olmaz. Ama siyasi basın toplantıları birden fazla tekrarlanır, burada olduğu gibi. Aynı sunum birden fazla yapılır ve eee bununla ilgili bir grupta gelir sunucuyu alkışlar ve bu Sayın ŞAHİN’i sunumundan ötürü teşekkür ediyoruz. Siz bir maddeye cevap verin dediğiniz için sadece bir maddeye cevap vereceğim. Bütün maddelere cevap verebilirim. Bursa’nın şuanda taşıdığı yolcu sayısı dedikleri gibi 138 bin değil 220 bin kişidir. Ve dedikleri kapasite oranında değiliz daha yüksek kapasite oranındayız hatta pik saatlerde araçlar yetmiyor en kısa zamanda yeni araçlar almayı planlıyoruz.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın ŞAHİN Bursa kamuoyuna yanlış bilgi verme noktasında en son rakamı Genel Müdür her geçen gün artıyor dedi. Bursaray müşteri kapasitesi Bursaray’dan faydalananlar diyorum ve Sayın hocam Prof. Dr. Hasan ERTÜRK, kusura bakmayın bir saniye ben bitti sanıyorum Sayın FİDANSOY.

Levent FİDANSOY – BURULAŞ Genel Müdürü:
Belgelerimi almak zorunda kaldım. Şimdi birkaç madde var. Her şeyden önce inşaat mühendislerinin konusu ulaşım diye bahsediliyor. Bir sunu vardı fakat bilgisayara ulaşamıyoruz, burada düzen kurulmamış maalesef, inşaat mühendisleri diye bir daire çiziyorsunuz makine mühendisleri, işletme ve endüstri mühendisleri bunun ortasında yer alıyor. Ayrıca sosyoloji ve hukukta inşaat mühendislerinin aldığı unsurlar var. Ulaşım ve transport mühendisliğinin, makine mühendisliğinden aldığı unsurlar var, hukuktan aldığı unsurlar var, sosyolojiden aldığı unsurlar var ve kendine has şeyler var. Sadece inşaat mühendislerinin konusu değil zaten tramvay yönetimi daha çok makine mühendislerini ilgilendiren çok fazla unsur olabilir, fakat çok fazla yok.

Katılımcı:
Endüstri mühendisleri ulaşımın neresinde?

Levent FİDANSOY – BURULAŞ Genel Müdürü:
Kapasite hesapları.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Karşılıklı konuşmaları bırakalım. Evet, Sayın FİDANSOY.

Levent FİDANSOY – BURULAŞ Genel Müdürü:
Şimdi sunumda demişler ki %8,2 standart dışı. DLH’yi yukarıdan gelmiş bir şey olarak alırsanız onu tamam doğrudur. Ama %9,1 var, burada teknik elemanlar konuşuyor. Hukukçular konuşmuyor burada, %8,9 şeklinde çalışan tramvaylar var. Taha Bey’de başka şehirlerden örnekler verdi. Arzu ederseniz gidip orada da bakabiliriz. Tramvay durakları arası standart dışı diye sunumda yer alıyordu. Amsterdam’da 130 ile 150 metre arasında açıklık var, buna karşılık Darmstadt’da 2,26 km, yani durak aralıkları tamamen ihtiyaca göre belirleniyor. En son gittiğimiz Polonya’da 100 metre ile 200 metreye kadar durak açıklığı var. Bunun belgelerini de ben size sunabilirim. 100 metreye kadar azalıyor ve 750 metreye kadar iki durak arası artıyor. Bunu da söyleyebilirim. Kapasite ile ilgili söyleyecek bir şeyim yok. Bu tamamıyla arzu edilirse bunu ayrı olarak yayınlama imkânım var. Kapasite bütün özel araçlar, dolmuşlar ve otobüslerin tamamını karşılayacak kapasiteyi, tramvay ile elde edebiliyorsunuz. Çünkü tramvay, metro gibi belli aralıklarla sinyalizasyon sistemi olmadığı için belli aralıklarla gitmek zorunda değil. Amsterdam ve bazı şehirlerde 15 saniye aralıkla tramvay peş peşe yollanıyor. Diğerlerine cevap vermeyeceğim. Bir konu daha belirteceğim. Bu Tüvasaş’tan bahsettiler. Tüvasaş Siemens buradaki sunulan resimde yazmışlar. Vagon tanımadığımız gözüküyor bunlar aslında Siemens vagonlar, Tüvasaş’ta ilk 8’i toplanmıştır. Daha sonra Tüvasaş ile Siemens yatırım yapmak istedi fakat işçiler verimin düşük olduğunu görünce ve kapasite yetersizliği olduğunu görünce teknik olarak, bu işten vazgeçti. Şuan yapılmakta olan Eurotem motorlarda Rotem tarafından Tüvasaş’tan kiralanan bir arazide tamamen Rotem’in elemanları tarafından yapılmaktadır. Ve % 95 oranında ithal malzeme kullanılmaktadır. Saygılarla.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyorum Sayın Müdürüm. Bir dakika Hocam da konuşsun. Herkes ilgiyle izliyor zaten. Çok teşekkür ediyoruz. Bursa gerçekten hocam, bir dakika bana döner misiniz lütfen, şimdi bakın, siz şimdi bir akademisyen olarak hepimiz değişik toplantılarda bulunuyoruz. Konuşmaların yöntemleri var. Kent konseyi toplantısındayız, bunun da bir yöntemi var. Burada söz verme yetkisi konumu demokrasi gereği bu divanda biz de herkese söz vereceğiz. Yani bu divanda fazla şey yapmaya gerek yok yani mikrofon da sizler olacaksınız. Şimdi bakın iki sıfatı var, bir akademik sıfatı var, bir de Türk siyasi partisinin il başkan yardımcısı bildiğiniz gibi biz kent konseyimizi klasik siyasi particilik anlamındaki söylemlerin hep dışında tuttuk, bakın prensiplerimizden biridir. Çünkü siyasi partilerin konuları var, onlar bu konuları zaten konuşuyorlar. Ama burada kent siyaseti, şehir siyaseti yapılır, hem klasik politika, particilik konularını hiç Kent Konseyi önüne taşımadık. Bu da ayrı bir prensip şimdi hocamız bir akademisyen Prof. Dr. Hasan ERTÜRK buyurun efendim.

Hasan ERTÜRK - Uludağ Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü Kentleşme ve Çevre Sorunları Anabilim Dalı Başkanı:
Şimdi ben önce ben kimim onu anlatmak istiyorum. Burada ki tartışmalara niye sinirlendiğimi de anlatmak istiyorum. Ben 1995 yılında Bursa Şehir Dayanışma konseyi kurucu 11 üyesinden birisiyim. Kent konseyi yönetmeliğini hazırlayan 11 kişiden biriyim. Ve biz bu yönetmeliği hazırlarken 3 temel ilke üzerine kurduk. Bu platform siyasi bir platform değildir. Bu platform Bursa’nın ortak aklının oluşturduğu bir platformdur. Bu platform bir danışma meclisidir ve bu platform katılımcı bir meclistir. Ama bugün gördüm ki üzülerek, ben 2002 yılında kent konseyinden ayrıldım. Ben bilim insanı olarak tüm Türkiye’de kent ekonomisi kitabını yazan tek bilim insanı olarak ve trafik tıkanıklığı ekonomik analizini doktora tezi olarak tek yapan insan olarak ne yazık ki konuşma şansı bulamayacaktım. Eğer sinirlenip ayağa kalkmasaydım. Beyefendiye, Necati beye karşılık vermesi için konuşma hakkını vererek maalesef kent konseyinin konuşma sırası ve konuşan herkesin sırayla konuşma hakkını…

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın başkan siz kent konseyi toplantısına ilk defa katılıyorsunuz. Bu kent konseyi interaktif, aktif. Gelen arkadaşlar bir konuşmanın usulü yöntemi var. Tamam da siz de konuşurken konunuza girin o zaman.

Hasan ERTÜRK- Uludağ Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü Kentleşme ve Çevre Sorunları Anabilim Dalı Başkanı:
Ben 1995- 2002 yılları arası bu Kent Konseyinin Başkanlığını da yaptım yürütme kurulunu da yaptım. Dolayısıyla neyin ne olduğunu bilirim. Değerli arkadaşlarım söylediğim gibi benim doktora tezim, 1985 yılında kent içi ulaşımın ekonomik analizi. 1985 yılında dünyada iki tane ülke vardı. Biri Singapur, diğeri Kuala Lumpur, yaptıkları şey şuydu, kendi merkezi bölgelerini trafiğe kapattılar. Şimdi 1987 yılında ben TMMOB’un düzenlediği bir konferansta bunu söyleyince bir gazeteci arkadaş önüme geldi, güldü geçti. Aynen belediye başkanına söyleyince ya sen beni siyaseten muaf mı edeceksin dedi. Şimdi geldiğimiz noktaya baktığımız zaman dünyada bütün Avrupa ülkelerinde kent merkezleri trafiğe kapalıdır. Yaya bölgeleri vardır, gidin Londra’da görürsünüz, biz de az çok dünyayı gördük. Dolayısıyla şimdi ben 1968-1978 kuşağı arasıyım. Ve demiryolu dediğimiz için vay demir perdeciler, komünistler diye azarlanan aşağılanan nesildim. Dolayısıyla demiryollarına asla ve asla karşı olamam artı biz bu ülkeyi 10 yılda demir ağlarla ördük diye şarkılar söyleyen, türküler söyleyen bir nesildik. Onun için demiryollarına karşı olamam. Taha Bey’e de çok teşekkür ediyorum gerçekten Türk Ulus’unun iki özelliğini taşıyor. Birincisi Türk Ulusu olanaksızlıklarla Kurtuluş Savaşı’nda çadır bezinden uçak yapıp uçurmuştur. Bugün tramvay yapıyoruz sağ olsunlar. Türk Ulusu vefakârdır. Sayın Taha Bey bütün işini gücünü bırakmış hiç menfaat gözetmeden buraya gelmiştir. Sağ olun çok teşekkür ediyorum. Ama şimdi kent bilim alanında şöyle bir ilke var. Modern yönetimin temel ilkesi, kent yönetiminin temel aracı, kent planlamasıdır. Kent planlaması olmadan yapacağınız her eylem ve işler ne yazık ki kentsel çarpıklığa yol açar. 1960 yılında Piccinato planı eğer Bursa’da yapılsaydı bugün biz bu sorunları tartışmıyorduk. Ama ne yazık ki pilav mı, plan mı? Pilav diyenler habire pilavı götürdüler. Pilav falan kalmadı. Şimdi neredeyiz? Gene pilav derdindeyiz. Nerede pilav? Nerede 2040 planı? Söyleyin nerede? Nerede ulaşım master planı? Hep projelerle biz işi yürüteceğiz. Bu tamamen bilime aykırı. Bu tamamen kentlilik ilkelerine aykırı. Hangi kent bilimi diye sorarsanız sorun, hangi şehir plancısına sorarsanız sorun bu kent ilkelerine aykırı. Şimdi ben soruyorum. Dünya gidiyor kent merkezlerini yayalaştırmaya, bu bir gerçek, çözüm böyle. Dünya bisikletle yaya ile ulaşım için projeler yapıyor. Dünya, merkezi kentin dışında kompakt kentler yapıyor. Banliyöler yapıyor, merkezi kenti olduğu gibi koruyor. Korumak zorunda, tarihini korumak zorunda, bizim gibi orada kuleler dikmek gibi değil o işler. Biz Osmanlıyı seviyoruz ama Osmanlının mirasını mahvediyoruz. Öyle değil mi? Kent merkezinin ortasına kocaman bir bıçak koymadık mı? Şimdi ben şunu savunuyorum. Bursa marka kent olacaksa, Osmanlı başkent olarak kalacaktır. Ne yaptık Osmanlı’nın başkentini? Turisti nerede dolaştıracağız. Ulucami’ye nasıl sokacağız? Ne zaman yaya bölgesi yapacağız? O zaman yaya bölgesi yaptığımızda, bu raylı sistemi ne yapacağız? Para azmış. Ya ulaşım master planındakiler ya 2040 yılındakiler hayır burası yaya bölgesi olsun derseler ne yapacağız? Bu fakir insanların, bu ülkenin kaynaklarını, kendi egolarımızı tatmin etmek için feda etmeye hakkımız var mı? Ve ben 50 yaşından sonra felsefe ve sosyoloji yüksek lisansı yaptım, burada beyefendi sosyolojiden bahsetti. Ben diplomalı sosyoloğum. Sosyoloji açısından insan önemlidir. Bir tek insanın zarar gördüğü her teknik proje inkar edilecek, reddedilecek bir projedir sosyoloji açısından baktığınızda. Siz teknik gözle bakabilirsiniz. Ben sosyal bilimciyim. Ne metresinden, ne yüksekliğinden, ne altından, ne üstünden anlamam. Ben insandan anlarım. Bugün bu proje Bursa’daki birçok insanı mağdur ediyorsa, Yıldırım’dakini ettiyse, dolmuşçu esnafını edecekse, ben bu projeye karşıyım, kesin karşıyım. Ben sosyolog ve kent bilimci olarak söylüyorum. Siyasetçi kimliğimle söylemiyorum. Dolayısıyla değerli arkadaşlarımız, sürem doldu mu sayın başkanım, ben süreme riayet etmek isterim, ben hakkımı korumaya çalıştım sadece hakkımı aramak istedim. Belki de yanlış anlaşıldım. Eğer bir saygısızlık yaptıysam özür diliyorum. Ama ben hakkımı koruyamazsam bu toplumun hakkını koruyamam. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın Prof. Dr. Hasan ERTÜRK Hocamıza teşekkür ediyoruz. Çıktı, konuştu, biz de kendisine istediği kadar söz hakkı verdik gördüğünüz gibi. Levent Bey, Durmazlar Holding Mekatronik Müdürü. Araçlar konusunda bir kısım yanlış bilgiler olduğunu söyledi. Söz istedi, bakın burada. Herkesin söz isteği, talebi burada. Sayın Selçuk YILDIRIM, Makine Mühendisleri Odası Ulaşım Komisyonu Başkanı. Buyurun Selçuk Bey. Selçuk Bey aktif, kısa şekilde, siz tecrübeli bir konuşmacı olarak, öz, anlaşılabilir bir şekilde, teşekkür ederim.

Selçuk YILDIRIM - Makine Mühendisleri Odası Ulaşım Komisyonu Başkanı:
Tüm konukları saygıyla selamlıyorum. Şimdi öyle hararetli konuşmalar ki ben biraz teknik bir şeylerden bahsedecektim ama burada yeri var mı yok mu bilemiyorum. Makine Mühendisleri Odası Ulaşım Komisyonu Başkanlığı olarak konuşuyorum. Yıllardır biz inşaat mühendisleri odası başkanıyla da aynı şeyleri hep paylaştık. Şu konuşmaları değil. Şuanda söyleyeceğim şeylere hiç kimsenin zaten karşı çıkması mümkün değil. Şehir içerisindeki ulaşım nasıl olmalıdır? Nasıl sağlanmalıdır diye yıllarca sempozyumlarda konuştuk, paneller yaptık, kitaplar yazdık vs. Özet olarak sonunda bir şey belirledik. Şehir içi ulaşım mutlaka toplu taşıma yolu ile olmalıdır. Bu toplu taşıma araçlarında aranan özellikleri belirledik. Dedik ki 1. Bursa gibi tarihi dokuya sahip olan şehirde asla egzozdan çıkacak kükürt dioksit - ki daha sonra sülfürik asite dönüşecektir - bu şekilde asit buharlarıyla şehrin tarihi dokusunu tahrip eden şekilde olmamalıdır toplu taşıma araçları. 2. Gürültü kirliliği yaparak insanları rahatsız etmemelidir. Çünkü biraz önce Hocamın dediği gibi şehirler araçların değil yayalarındır. 3. Güvenli olmalıdır. Güvenli derken bakınız arkadaşlar Bursa’mızda yılda ortalama günlük trafik kazası yani bir yılda meydana gelen trafik kazasını 360’a böldüğümüzde Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında 116’dır. Bir günde 116 kayıtlı trafik kazası meydana gelmektedir. Bunun Türkiye karşılığı 4500. Türkiye’de bir yılda trafik kazası kayıtlı ölü sayısı 2000’inin üzerindedir. Kıbrıs Harekatı’nda 250 kişi kaybettik. Ne yazık ki bu ülkede 2000 kişi yılda ölürken gayet doğal karşılıyoruz, mukadderat diyoruz, kimsenin sesi bile çıkmıyor. Peki, Bursa’da yıllardır uygulanan metro sisteminde gördüğünüz gibi tek bir trafik kazası meydana gelmemiştir. Metro istasyonunda bir insanımız ölmemiştir. O otobüsün raylı sisteme düştüğü hal, tren kazası değil, otobüs kazasıdır gene. Öyleyse güvenli olmalıdır. Güvenlilikte 2. bir unsur var. Bakın ben bir karayolcuyum, makine mühendisiyim. Karayollarında yaptığımız bir işaretleme hatasından sürücü kaza yapabilir. Her zaman eleştiriyoruz. Ben kendi arkadaşlarımı eleştiriyorum. Yanlış işaretleme yapıyoruz, uygun olmayan işaret kullanıyoruz, yetersiz işaret kullanıyoruz bazen de gereğinden fazla işaret kullanıyoruz. Sonuçta; trafik güvenliği bu işaretlemeyi yapan, yolu yapan kişiye bağlıdır. Oysa ki bizim raylı sistemimizde böyle bir güvenliği tehlikeye sokacak durum söz konusu değildir. Gürültü kirliliği yapmaz vs. Bir diğer özelliği, bakınız; dünya maksimum yüz yıldır petrol kullanıyor. Okuduğumuz kadarıyla - ben petrol uzmanı değilim- önümüzde 40 yıl daha dünyada petrol kaldı. Ondan sonra ne olacak bilmiyoruz. Benim ömrüm yetmez de, ondan sonrasına bakarız ne olacak. O halde şehirler, dünya var olduğu sürece var olacaktır. Şehirlerdeki nüfusun ulaşım ihtiyacı kesintisiz olarak sağlanmalıdır. O halde, kesintisiz enerji kullanan toplu taşıma araçları olmalıdır. Bunu bugünden sağlamamız gerekir- ki bunu dünya yapmış bizden önce - gene arkadaşlar biraz önce söylediler. Dünyanın en komünist ülkesinde demiryolları bir numara, en liberal ülkesinde de bir numara. Benim ülkemde 1952’de getirmişler. Demişler ki: siz karayoluyla taşının demişler. Demiryolu 1 metre eklenmeksizin, Bursa’da var olanı da sökmüşüz. O halde kesintisiz enerji kaynağına sahip olmalı benim toplu taşıma araçları. Nedir? Bütün petrol bitti dünyada, bütün ağaçlar da yandı, ormanlar da gitti. Ama rüzgâr enerjisi var olacaktır, güneş enerjisi var olacaktır. Belki hidroelektrik enerjisi de var olacaktır - ki bunlara, biz biliyorsunuz yenilenebilir enerjiler diyoruz - o halde, bunlarla elde edeceğimiz enerji ile hiç olmazsa şehir içinde bütün özel taşıtlar dursa bile, toplu taşıma araçları mutlaka insanlarımızı taşıyabilmelidir. O halde, enerjinin de kesintisiz olması gerekir. Burada da görüyoruz ki mutlaka demiryoluyla ve elektrik enerjisiyle çalışan toplu taşıma araçlarına ihtiyaç vardır. Bu, bu ana kadar geç kalınmış bir olaydır. Diğer taraftan, bir trafik kazası batçıkta meydana geldiği zaman yarım saat, bir saat bekliyorsunuz. Ama hiçbir demiryolunda böyle bir bekleme şansınız yok, durumunuz söz konusu değil. Dolayısıyla; bizim demiryolu taşımacılığımız, karayolu taşımacılığına göre daha hızlıdır. Asla orada - bakınız ben demiryolunun güzergâhından bahsetmiyorum. Beni hiç ilgilendirmiyor, nereden geçirirseniz geçiriniz. Ne yaparsa, kim planlayacaksa -ben planlamacı değilim - ben sadece makineden, bir makine mühendisi olarak- makineden bahsediyorum. Bir şehirde olması gereken toplu taşıma aracının özelliğinden bahsediyorum. Asla bundan hiçbir konuya girmiyorum. Diğer taraftan konforlu olmalıdır. Buradaki konforludan kasıt özellikle oturduğumuz yerde gazetenizi okuyarak seyahat edebilmelisiniz veya şehirdeki bir hemşerinizle, şehirdaşınızla bir konuyu sohbet ederek tartışabilmelisiniz. Veya burada şehirle ilgili şuana kadar yapılmamıştır, dilerim yapılır. Şehirle ilgili konular bu toplu taşıma araçlarına konulacak bir ekranda insanlara aktarılır. İnsanlar örneğin, eğer siz Görükle’den Arabayatağı’na kadar yarım saatte gidiyorsanız, buradaki toplu taşıma aracına bir ekran konup en azından trafik kuralları, sağlık kuralları bir şeyleri öğretebilirsiniz. O bakımdan mutlaka raylı sistem yani elektrikli toplu taşıma aracına ihtiyacımız vardır. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet. Sayın YILDIRIM, ulaşım konusu ile ilgili değişik görüşlerinizi söylediniz. Teşekkür ediyoruz. Bir dolmuşçu kardeşimiz Sayın Ertuğrul TAN. Bakalım görüş ve düşüncesi nedir? Kısa, öz. Ve ayrıca dolmuş sahibi. Eski Şoförler Odasında Yönetim Kurulu üyeliği yapmış Sayın Ertuğrul TAN. Farklı bir ses. Buyurun.

Ertuğrul TAN – Dolmuşçu:
Sayın Divan, değerli katılımcılar. Herkese saygılarımı sunuyorum. Şimdi ben dolmuşçu olarak, Garaj’da 30 yıldır çalışan bir meslektaşım. Bursa Şoförler Odası’nda bir dönem yöneticilik yaptım. Garaj durağında da başkanlık yaptım 10 yıl. Şimdi herkes burada yüzeysel geçti. Hiç kimse derinlikten - projenin derinliklerine hiç kimsecik inmedi - herkes yüzeysel, göstermelik, kâğıtlarda göstermelik, herkes geçti. Şöyle, böyle, hiç derinliğe inmediler. Bu proje, yapılacak olan “Hafif Raylı Sistem Projesi” 1950’lerin, 1970’lerin projesi. Avrupa’nın 1950 ve 1970’lerde uyguladığı projedir. Avrupa artık metroya geçiyor. Bizler daha yukarıdan demir hattı geçirmeye uğraşıyoruz, Bursa’yı mahvetmeye uğraşıyoruz. Şimdi; Durmazlar Sanayi bir böcek yapmış. En iyi nerede teşhir olur bu? En iyi Bursa’nın merkezinde, şehrin merkezinde teşhir olur. Reklamı nerede en iyi yapılır? Burada yapılır. Ama şehir mahvolsun o kadar önemli değil tabi. Şehir mahvolmuş önemli değil. Biz yeter ki teşhir edelim, teşhir edelim ki, Dünya’ya pazarlayalım veya Bursa’ya pazarlayalım. Şimdi master plan diyoruz. Master plan ile ilgili iki yıl önce Almira’ da bir konferans düzenlendi. Ben gittim oraya. Devre arasında veya konuşma arasında Ali CÖMEZ ile konuştum. Ali CÖMEZ’e şunu söyledim; dedim ki, Tramvay hattına, T1 hattına nasıl bakıyorsunuz? Söylediği tek kelime “Benim ağzımdan böyle bir kelime çıktı mı?” dedi. Sunum yapmıştı kendisi, çıktı mı? dedi. Ama ne yazıksa bizim siyasilerimiz, Bursa Büyükşehir Belediyemiz, baskıyla açık ve net söylüyorum, baskıyla bu projeyi Almanya’dan geçirtirdi. Olmadı, tekrar olmaz dedi Sayın Necati ŞAHİN. Levent Bey hemen bir gecede, bir Çekirge hattını çıkardı karşısına. Çekirge hattı bir gecede çıktı. Daha önce hiç yoktu, gündemde hiç yoktu, bir gecede hat ta çıktı. Şu ana kadar Master Plan Bursa’ya daha teslim edilmedi. Sadece sunumu yapıldı. Master Planda ne diyor? Atatürk Caddesi ve Altıparmak Caddesini yayalaştıracaksınız diyor. Yayalaştıracaksınız diyor. Ama şartı ne? Gidiş, geliş bu tramvay hattına koyduğu şartı, alternatif yollar açıldıktan sonra diyor. Ama bakıyoruz ki demek ki, bizim projelerimiz Büyükşehir’in projeleri çok daha iyiymiş, önden gidiyorlar, helal olsun demek lazım, önden gidiyor. Yani projeye filan gerek yok. Master planı, bizim paralarımız boşa gitmiş bunun da hiçbir önemi yok ve devam ediyor. Ondan sonra arkadan Türkiye Büyük Millet Meclisi Kentsel Dönüşüm Yasası çıkartıyor. Dönüşüm yasası. Meclis mi büyük? Belediye Meclisi mi büyük? Ben bunu sorguluyorum. Bursa’da belki bir sürü yol değişecek. 1/25000’lik olacak, yeniden olacak. 1/5000’lik yeniden olacak, 1/1000’lik yeniden olacak Bursa’da, ama tramvayımız önden gidiyor ne yazık ki. Sormak istiyorum birilerine, yangından mal mı kaçırıyorlar? Ne var bunun arkasında bu kadar acele etmenin. Recep bey diyor ki; ben seçimlere yetiştirelim, Recep Bey’in seçimlerde Belediye Başkan adayı olacağı belli mi. Biz Bursa olarak…

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Ertuğrul Bey kardeşim, güzel bir esnaf kardeşimizsiniz, Bursa’mızın güzel insanısınız. Ne güzel konuşurken, hiç ilgisiz yerlere girip, yani lüzumsuz tartışma ortamı yaratmayalım. Bak bizler, Bursalılar, güzel insanlarız. Gerek yok. Lütfen. Siz bir dolmuşçusunuz. Ben sizden şunu istiyorum. Dolmuşçu olarak şunu bekliyorum ben. Dolmuşlar ne olacak? Kalkacak mı? Kalacak mı? Bizim gelirimiz ne olacak? Bununla ilgili bir plan var mı? Diye ben konuşmanızı öncelikli olarak beklerim. Çünkü ben baktım sıfatlarınızı yazmışsınız, onun için size söz verdim. Ama siz kalkıp siyasi konulara girecekseniz, kusura bakmayın yani.

Ertuğrul TAN – Dolmuşçu:
Başkanım, benim ekmeğim gidiyor. Ben her yere giriyorum buradan. Ekmeğim gidiyor. Şimdi geliyoruz başka şeye Bursa ile ilgili, projeler oldu. Şimdi diyor ki Garaj- Heykel tramvay hattı 6 km 600 metre, hayır 6 km 200 metre. İpekiş’ten içeri girecek diyorlar. İpekiş’ten parkın içine girecek. Burada onarım tesisi yapacaksınız, parkın içinde, onarım tesisi yapacaksınız, çekiç sesleri gelecek. Yanında Atatürk Anadolu Lisesi, yan tarafta parkın içi. Oradaki öğrenci, oradaki öğrenci ders mi yapacak, çekiç sesi mi dinleyecek. Yoksa oraya gelen vatandaş, parka gelen vatandaş, çocuklarını getiren vatandaş, çocuklarına ses mi dinletecek, iş sesimi dinletecek yoksa onlara tatil mi yaptıracak orada. Daha yanlış projelerin devamı var. Şimdi, yaptım oldu mantığı ile gidiyorlar burada.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Güzel kardeşim. Tekrar ikaz ettirme lütfen. Siz başkasının yaptım oldu mantığı ile ilgili suçlayıcı tarzda konuşamazsınız burada. Ben izin vermem. Çünkü konumuzla ilgili, lütfen rica ediyorum. Olmaz öyle şey olur mu bu toplantının ahengi kaçar, şeyi kaçar. Bizi boşu boşuna Kent Konseyi Başkanı yapmadılar Bursa’da. Yani kusura bakmayın, ben 40 senemi vermişim bu işlere. Yani nerede ne konuşulur, konuşturulur bunu bilen adamız biz. Nereye gider toplantı. Lütfen. Konunuzla ilgili konuşun.

Ertuğrul TAN - Dolmuşçu:
Peki Başkanım. Ankara’daki gibi, İstanbul’daki Marmararay gibi, Bursa’nın da ihtiyacı metrodur, yerin altındandır. Bu proje 5-10 senelik projedir. Bizim Bursa’ya lazım olan proje 100 - 150 senelik projedir. Ama bunun arkasında başka sebep var. Şöyle bir şey var tekelleşme var. Bizi bitirecekler, dolmuşlar mayın, dolmuşlar önlerinde mayın ve arkadan minibüsler arkasından önünden mayın. Tekelleştirip, özelleştirerek Bursa’ya pahalı bir ulaşım sunmak aynı İDO’nun olduğu gibi. Rekabet sistemini kaldırmak ve bu proje Bursa’ya yapılacak bu Hafif Raylı Sistem Projesi’ne biz Garaj Dolmuş Durağı olarak dava açtık. 1/25.000’le, 1/5000’le ve 1/1000’le dava açtık. Davamız şu anda devam ediyor. Bu dava devam edecektir. Yasal haklarımızı Bursa için sadece kendimiz için demiyorum, dolmuşçular için değil Bursa için, bu hakkımızı aramak istiyoruz. Son olarak sözümü bitiriyorum. Şimdi; Bursa Belediye Başkanı gelip geçer biz onlara 5’er senelik yetki veriyoruz. Bir tane Tower Plaza dikildi bitti. Sayın PALA çok iyi bilir, Kent Meydanındaki AVM’yi kendisi çok eleştirdi, o da dikildi gitti. Doğanbey’de dikildi gitti. Atsan atamazsın, satsan satamıyorsun. Bu proje de; benim gözümde Bursa için, trafik için uçurum projesidir. Teşekkür ederim ilginize.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet. Konuyla ilgili bilgilerinize biz de teşekkür ediyoruz. Ortada, insanlar bakın rahatlıkla konuşabiliyor. Çok değerli Bursalılar, bunlar Bursa için bir şanstır. Yani bunun içinde kıymetini bilelim, bu ortamlara hepimiz sahip çıkalım, bu mikrofonlar açık kalsın. Onun için konuşurken de usulüne göre konuşursak, daha fazla zıtlaşmalara gitmeden konuşulursa, Bursa kazanır. Ne güzel, bu konuşma ortamını arkadaşımız başka nerede yapabilir ki böyle bu kadar rahat. Evet. Son konuşmalara geliyoruz. Levent Bey’i biraz önce söylemiştim. Durmazlar Holding Mekatronik Müdürü, herhalde bir bilgilendirme söz konusu. Buyurun Levent Bey.

Levent UTKU - Durmazlar Holding Mekatronik Müdürü:
Teşekkür ederim. İsmim Levent UTKU tramvay projesinde raylı sistemlerin tüm elektrifikasyon ve yazılımlarının sorumlusu benim, benim ekibim tarafından yapılıyor. Sadece elektrik-elektrifikasyon değil cer gücü, fren sistemleri, güvenlik sistemleri de benim sorumluluğumda. Şimdi, öncelikle çok teşekkür ediyorum böyle bir konsey için, herkesin rahatlıkla konuşabildiği. Gerçi biraz ateşli oluyor ama o da güzel bir şey aslında, benim de çok hoşuma gidiyor. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bursa olarak çok şanslısınız. Ben İstanbul’da oturuyorum, Bostancı’da evim. Yaklaşık 1,5 kilometre ilerideki Carrefour’a gidebilmek için 1 saat arabamla yol sürüyorum. Bursa’da ben bunu yaşamıyorum. Setbaşı’nda oturup Durmazlar’a yaklaşık 25 dakika içerisinde geliyorum. Ama görüyorum, - ben 7 yıldır Bursa’dayım - her gün biraz daha uzuyor, uzuyor. Bunun için de belli kişiler belli şekillerde çalışıyorlar. Doğrudur yanlıştır, bunları zamanla göreceğiz. Benim burada ki görüşüm, söylemek istediklerim, istediğim şeyler; araçlar üzerinde bazı yanlış bilgiler var, onları bir düzeltmek istiyorum. Yanlış kanılar var, bunları doğru ve ilk elden duymanızı rica ediyorum. Birincisi; biz aracımızı Siemens ile yapmıyoruz. Siemens’ten sadece motor alıyoruz, bu Siemens’in hiçbir katkısı yoktur aracımız üzerinde. Tamamen bizim yazılımımız, bizim elektrifikasyonumuzdur. İkincisi; görmüş olduğunuz kırmızı araç reklamlarda çıkan kırmızı araç tamamen yerlidir, motorları da watt motordur, Siemens değil. Traksiyon sistemini de ben tasarladım, yazılımını da ben yaptım. 6 tane arkadaşımla yaptım ben bunları, o tamamen %100 yerlidir. Taha Bey Türk ustalarının, Bursa ustalarının elinde yapıldı dediği araçtır o. Evet kaportası saçtır onun. Usta çekiçle yapıldı doğru. Ama bu sertifikasyondan geçmeyeceği için, uluslararası güvenlik koşullarını sağlamayacağı için biz bilinen markalarla çalıştık. O gördüğünüz kırmızı aracın klimaları Safkar’dır. Demin konuşan o arkadaşlarım bilirler, dolmuşlarda kullanılan, otobüslerde kullanılan klimadır. Ama dolmuşta, otobüste kullanılan klimayı demiryolu aracına takarsanız, 10 gün sonra o klimayı değiştirmek zorunda kalacaksınız, o titreşime dayanmaz onlar. İkinci bir konu; evet biz Bursa firmasıyız. Bursa’da ürettiğimiz bir aracın, tabi ki Bursa’da kullanılmasını isteriz. Bu bize onur verir, mutluluk verir. Ama biz Durmazlar olarak homologasyon süreci dediğimiz sürece girdik. Bu şunun içindir; uluslararası bir sertifikasyondur. Makinemizin testlerini biz yapmıyoruz, bizler testlere hazırlıyoruz. Testlerin hangi testler olması gerektiğini de biz belirlemiyoruz. Uluslararası Notified Body belirliyor ve onlar gelip test ediyorlar. Onlardan sonra bu aracın yola çıkabilirliği onaylanmış oluyor. Ve sadece Bursa için yapmıyoruz biz bunu bütün dünya için yapıyoruz. Biz bunu bütün dünyaya satacağız, ihraç edeceğiz ki biz para kazanalım. Bursa’da ki insanlar para kazansın. Şimdi demin resimlerde gördüm, biraz üzüntü de duydum işin açıkçası. Demiryolu hakkında, demiryolu araçları hakkında çok fazla bilgi yok Türkiye’de. Sinyalizasyon ve altyapı olarak da ben çok ciddi söylüyorum, pek çok ülkeye beyin ihraç edebilecek kadar iyi durumdayız, o da çok güzel bir şey. Ama araçlar hakkında size şunu söyleyeyim. Uzun mesafeden gelen bu tür araçları parçalamadan getiremezsiniz. Parçalayarak getirirsiniz ve kullanacağınız yerde bir üst koyarsınız, orada toplarsınız tekrar. Bu Türkiye’de araç yapılıyor demek değildir. Rotem Türkiye’de araç yapmıyor, Kaf da yapmıyor. Bütün parçalarını Kore’den getiriyor. Orada bir kere test ediyor. Ondan sonra Adapazarı’nda kendi kiraladıkları bir yerdir, kendi mülkleridir, kirasını veriyorlar Tüvasaş’a, orada topluyorlar. Türkiye’deki bütün araçların akıbeti budur arkadaşlar. Son olarak, bu aracı biz şu şekilde tasarladık. Bunda 7 ayrı fren modu var, hidrolik frenler var, elektromanyetik frenler var, cer frenleri var. 4 motordan oluşuyor. Bu motorların 2’si dahi çökse araç yolda gitmeye devam ediyor. Araçlar birbirini itip çekebiliyor ki buna tuning mod diyoruz. Güvenlik sistemi olarak henüz hazır değil ama Dünya’da ilk defa olarak lazerli güvenlik sistemlerini koyacağız, Allah kısmet ederse, yetiştirebilirsek o projeyi de. Dolayısıyla demin ki arkadaşımın bir yanlış bilgisini düzeltmek istiyorum bir arkadaşımın. Durmazlar’ın Bursa’yı reklam olarak kullanmaya ihtiyacı yok. Demiryolu camiası çok küçük 10 - 12 tane üretici var, demin söylendi, birileri söyledi tam hatırlamıyorum. Büyükler küçükleri yuttu. Şu anda bütün Dünya’daki demiryolu üreticileri bizim aracımızı bekliyorlar. Fransızından Kanadalısına kadar benim fabrikama gelip de yaptığım aracı görmeyen firma kalmadı. Kaf bugün Türkiye’de ki hızlı trenleri yapan firma da geldi, teknik elemanlarıyla geldi. Biz de açtık incelediler. Austom geldi, Bombardiyer geldi, hepsi geldi, Siemens geldi hepsi incelediler. Bizim kapımız herkese açık. Siz de gelin, siz de gelin inceleyin. Durmazlar’a yaptığımız aracı kullanmaya ilkokul öğrencileri geldi, kapımız herkese açık, gelin sizde kullanın bu aracı test edin. Burulaş’tan Levent Bey sağ olsun, biz tabi aracı yaptık ama biz kullanıcı değiliz, işletici hiç değiliz, bilmiyoruz tabi. Ya dedik bir operatör bir watman gönderin eleştirsin bizi. Evet, geldiler eleştirdiler. Onların beklentilerine uygun bazı değişiklikler yaptık. İstanbul’dan çağırdık, Kayseri’den geldiler, Kayseri Ulaşım AŞ geldi, elemanını gönderdi ve test etti aracımızın kullanımını. Ve bir şey daha söylemek istiyorum demin söylediğimi teyit etmek için test pistine değinildi. Size yine Kayseri Ulaşım AŞ’den örnek göstereceğim. Kayseri Ulaşım AŞ aldığı 28 tane tramvay aracını tam 2,5 yılda devreye alabildiler. Onlar da sökülerek geldi. Yani burada Kent Konseyi çok güzel ama insanlara bilgi vermek daha da güzel. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Durmazlar olarak hepinizi de davet ediyorum, gelin aracımızı kullanın.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, teşekkür ediyoruz. Gerçekten. Evet, bakın çok güzel samimi görüşler, düşünceler. Hepimiz Bursa’da yaşıyoruz tabi ki farklı düşünceler olabilir. Burada söylenenler yöneticiler, idareciler takip ediyor. Benim Semih PALA olarak bir başka sıfatım da Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanıyım ben aynı zamanda. O kulakla da dinliyorum. Ben burada ki yorumları Başkanla paylaşacağım. Arkadaşlar ile de paylaşacağız. Belki ayrı ayrı görüşte olduğumuz konular da olabilir. Biz de insanız ama mühim olan konuları açık, net bir taraflara çekmeden, çektirmeden bunları konuşabilmek. Bunu özellikle söylüyorum. Çünkü bu çekiştirmeler sonucunda Bursa’ya fayda gelmiyor. Yani Bursa gelişiyor, dünya gelişiyor. Benim çocukluğum Okçular Çarşısında başladı, Okçular Çarşısından dolmuş geçerdi, bildiğiniz Okçular Çarşısı. Arnavut kaldırımında dolmuş çalışıyordu arkadaşlar. Uzun çarşıdan araba geçerdi, Ulucami caddesinden de dolmuşlar geçerdi. Şimdi el arabasını bile geçirmiyoruz. Nereden nereye. Yani buralarda da dolmuşlar kalkarken mağdurlar vardı ama şehir büyüyor, mühim olan bu mağdur olabilecek kitleleri yöneticiler, idareciler, iyi sezip tahmin edip çaresini buluyor. İşte yöneticilik de bu. Bunlar hiç merak etmeyin, bildiğim kadarıyla bunlarla da ilgili çalışmalar var. Yani tramvay sistemleri tek hat geliyor, tek hat olursa olmaz tabi yani ama bunun gidiş geliş yönünde çalışması için, yani tramvayın bugünü yok, yarını da var. Bu hatlar Yeşil- Çekirge hatlarını koyduğunuz zaman, Altıparmak Caddesi Stadyumdan şehre kadar çift hat olacak. Ne olacak geliş gidişli, peki her şeye kapanacak mı? Lastik tekerlekli araçlar girmeyecek mi? Girecek. Ama şehir hayatının zorlukları var. İstiklal Caddesinde birçok grup var, oralara gidip gelen yaşlı insanlar var. Oradan obüsle, dolmuşla geçmişsinizdir. Orada da tramvay var. Ama capcanlı bir cadde, dünya merkezi konumunda, Bursa’da bir dünya kenti, biraz sabırlı olalım. Eksiklikleri söyleyelim, şikâyetlerimizi de söyleyelim, hakkımızı arayalım sonunda kadar. Yani aramak için biz de yanınızdayız. Ama bunları tartışırken de gayet güzel tartışalım. Bir otobüsçüler odası başkanımız Ramazan Bey, ona söz veriyorum. Buyurun. Taha Bey’e de söz vereceğim. Bitiriyorum.

Ramazan ÇALAN - Bursa Özel Halk Otobüsçüleri Odası Başkanı:
Sayın Divan, değerli Bursalılar hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Bugün bir ulaşım koordinasyon toplantımız vardı. Maalesef ona katılamadan buraya geldik, burayı da duyduk, önemsediğimiz için de geldik. Ben özellikle, öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Tabi biraz da fazla konunun dışına çıkmadan kısa ve öz bir şeyler söylemek istiyorum. Bursa’da özellikle Bursa Özel Halk Otobüsçüler Odası bünyesinde 355 tane otobüs oda bünyesinde çalışmaktadır. Ve tamamı ile bütünleşik fren sistemi ile %100 kayıt altında ve genel ülke ekonomisine de, gerek yöneticisine de katma değer sağlayan bir esnaf grubuyuz. Ve bunu söylerken de gururla söylüyorum. Diğer türlü de özellikle gerek 2002, gerek 2005, 2002’de ki 600 tane minibüsü otobüse dönüştürmeyi de, gerek 2005’de bütünleşik bilet sistemi ile daha çağdaş bir sistem içerisinde gerek 2004 yılında da takip cihazlarımızla devreye girerek - tabi ki şu anda atıl duruma düştü de takip cihazlarımız - şu anda yeni cihazlarımızla daha donanımlı CPS sistemiyle takip edilen bir esnaf grubuyuz. Ve bununla beraber özellikle Bursa’ya ne kadar katmadeğer sağladığımızı belirtmek istiyorum. Özellikle 2002’de ki 600 tane 86/10.553 muhtesel hatlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken, toplu taşımaya adım atarken de bu sistemin özellikle gerek bütünleşik bilet sistemi ile gerekse minibüsün otobüse dönüşümü ile ilgili siz değerli Bursalılardan da, Büyükşehir Belediyemizden de, Burulaş Genel Müdürümüzden de burada sonsuz desteklerinizi de bekliyoruz. Çünkü toplu taşımaya olan güvenin bir an önce artması ve gelişim yönünde adım atılmasını istiyoruz. Gerçekten de şu anda kayıt altında çalıştığımızdan dolayı ki biz bugün kayıt altında çalışmaktan rahatsız değiliz. Sadece bu sistemin teşvik edilmesi, gerek toplu taşıma, gerek esnaf açısından da çok önemli mali külfet gelmiştir. Bu konu ile ilgili de özellikle çok destek bekliyoruz. Diğer bir konu; bugünkü konumuza da gelince de şu anda özellikle T1 projesinin, şu anda burada esnafın büyük büyük ölçüde etkileneceğini- çünkü bizler 3 tane geçiş dönemini yaşadık. Şu anda araçlarımızı değiştiremeyecek durumda olduğumuz bir halde yani yenilememiz gerekirken bu konuyla ilgili bir altyapı çalışmasının şu anda sağ olsun belediyemizle bunları görüşerek bu çalışmayı yaparken özellikle bu T1 projesi esnafımızı büyük bir ölçüde, büyük bir külfet geleceğini bilsinler gerçekten de büyük bir mağduriyet içerisine gireceğiz çünkü biz 600 tane minibüsün 300 arabaya dönüşümünü sağlarken yani burada özellikle toplu taşıma olan daha güvenli gelmesi gerekirken bir yandan şuanda özellikle şehir merkezinde bu projenin bizi büyük bir şekilde etkileyeceğini, esnafımızı da büyük bir oranda mağdur edeceğini bilmenizi istiyoruz. Çünkü büyük bir kaosun içerisine de gireceğimizi de bilsinler. Yani bu mağduriyetin biran önce yani ne olursa olsun burada da esnaf açısından çünkü biz yani bir yandan özellikle kayıt altına girerken bütünleşik bilet sistemiyle gerek ülke ekonomisine de gerek il in bütçesine de şuanda en fazla katmadeğer sağlayan bir esnaf grubuyuz. Ve bu sistemin desteklenmesi ve bu toplu taşımaya olan güvensizliğin de biran önce kaldırılması bir de şunu söyleyeceğim belki sağ olsun biz şuanda bu andan itibaren çözüm ortağı olacağımıza da inanıyoruz bu konu ile ilgili şuanda gerekli adımlar atılmaya başladı. Biz sadece özellikle yani minibüs biz minibüsten dönüştüğümüz için böyle bir geriye dönüşümün olmaması için bu konuda büyük bir desteklerini bekliyoruz. Siz değerli Bursalılara da ne kadar katkı sunduğumuzu da bilsinler. Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun Sayın Başkanım, çok sağ olun.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, gerçekten teşekkür ediyoruz. Samimi bir esnaf görüşü, diyor ki böyle, böyle olabilecek diyor. Kendi hakkını hukukunu, kendi esnafının hakkını söyleyebilir. Bu bir gerçek, işte yöneticiler bu gerçeği iyi planlaması lazım iyi yönetmesi lazım yöneticilik bu bunların takibi gerekiyor tabi ki ama şehirler büyüyor modern dünyanın ulaşımdaki en önemli tanımı toplu taşımak bunun değişik versiyonları var. Bursa’da da bu süreç minibüslerden, dolmuşlardan çeşitli sancılı dönüşümler oldu, bundan sonra olabilir ama mühim olan bunların en az zararla atlatıp insanları zararsız vaziyette yeni döneme geçiştirmek, dönüştürmektir. Yani bazı şeyler var vazgeçilemez gidişat, o noktada onu iyi yöneterek. Şimdi konuşmaları bitirdik, ben son konuşmada Taha beye veriyorum dedim çünkü uzadı, hava sıcak…

Katılımcı:
Üç dakikalık bir konuşmam var, ben 74 yıllık Bursalıyım. Müsaade ederseniz bende bu konuda fikrimi söyleyeyim. İzniniz olursa.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, Bir Bursalı beyefendi olarak buyurun. Sizi kırmayalım eski bir Bursalı olarak

Katılımcı:
Teşekkür ederim. 3 dakika. Sayın Divan, Sayın Başkan, Sayın Kent Konseyi muhterem üyeleri, hepinizi saygı ile selamlıyorum. Bir şey yapmak, hiçbir şey yapmamaktan çok iyidir. Daha düne kadar İstanbul’un tramvaylarına bakar hayal ederdik. Acaba bizim Bursa’da da tramvay olur mu diye. Oldu, eğri oldu, doğru oldu ama oldu. Bu bakımdan ben Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyorum. Durmazlar AŞ’ye teşekkür ediyorum. Onlar her birisi, ayrı ayrı katkılarını sundular. Tabi bir şeyler yaparken yanlışlar yapmamak da mümkün değil. Elbette insan yanlışları yapacak, doğruları öğrenecek. Bu kısa dönem tramvay tecrübemizi şöyle önümüze koyduğumuzda bakıyoruz ki güzergâh tespitinde galiba bazı yanlışlıklar yapıldı. Bu yanlışlıklar sebebiyle de trafik tıkandı, oradaki esnaf ağlamaya başladı bizim işlerimiz olmuyor, artık eski ticari heyecan tramvayın geçtiği yollarda yok deniyor. O zaman bizim de biraz düşünmemiz lazım. Mesela biraz önce burada profesör arkadaşımız bir şey söyledi, çok dikkatimi çekti. Eğer bir kişi zarar görüyorsa, o bir kişinin zararı sebebi ile masaya o konuyu bir daha koymamız lazım, gibi anladım ben. Dolayısı ile elbette bu tramvay konumuz genişleyecek, bütün Bursa’yı saracak, inşallah sarsın ama dolmuş esnafımızda zarar görmesin, otobüsçü esnafımızda zarar görmesin orada ayakkabı, elbise, kumaş satan esnafımızda zarar görmesin. Yani tespiti yaparken biraz daha geniş kapsamlı, biraz daha düşünerekten güzergâhları seçelim veya oradan geçecek vasıtaları ona göre tespit edelim. Efendim, zaman çok kısa, anlatılacak çok şey var, ama bir konuyu daha hazır burada bu mikrofonu da bulmuşken şunu ifade etmek istiyorum, Ulucami Bursa’nın bir simgesidir. Dolayısı ile Ulucami’nin etrafı Doğanbey Evleri dolayısı ile tamamen çevrilmiş. Ovaakça’dan baktığınızda eskiden Ulucami’yi ve minaresini görürdünüz, şimdi Ulucami’yi görmeniz mümkün değil, minareleri de zor görürsünüz. Bu konuları bugünkü yönetimdeki arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bir daha gözden geçirsinler. Şehirler simgeleri ile yaşarlar yani Bursa’da Ulucami, Mekke’de Kâbe-i Şerif’tir. Bunların önünü kapatamazsınız kapatırsanız, o simgenin simge olması mümkün değil. Simge sıfatı ortadan kalkar. Hepinize teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, Teşekkür ediyoruz. Sağ olun. Gerçekten teşekkür ediyoruz. Yani Taha Bey’e geçmeden önce, şey çok kısa. Buyurun. Evet, hem kendinizi de tanıtarak çok kısa- Kimsenin hatırını da kırmak istemiyoruz. Çok zor biliyorsunuz bu tarz yerleri yöneten arkadaşlarımız da var, terletiyor yani, alnımızın teriyle yöneticilik yapıyoruz. Evet buyurun.

Recep KUŞ- Bursa Valiliği İl Özürlüler Kurulu Üyesi:
İsmim Recep KUŞ, Bursa Valiliği İl Özürlüler Kurulu üyesiyim. Bugüne kadar yapılan hizmetlere teşekkürler, eksileri ile artıları ile. Fakat benim asıl söylemek istediğim şu; şu salonda görmüş olduğum insanlar 20, 30 sene sonra hepsi bastonlu duruma gelecek, zor yürüyecek, ayaklarından kollarından rahatsızlar olacak bunun da Cumhuriyet Caddesinde yapılan burada tramvayda buralara taşıt girmemesi – örnek olarak benim eşim bir yıl hastanelerde kaldı, ilk defa Cumhuriyet Caddesine indiğimizde rahatsızlandı. Taksi çağırdık gelen yok. Burada yaşlılar bunlar bir çaresiz duruma düşünce veyahut eline 3 kilo patates, 2 kilo soğan, bir halı, buraları alışveriş merkezi bir yere götürmek isteyince bu insanların çaresiz kaldığını bir iş yapılırken eksisi ile artısı ile toplumun her kesimine hitap edilmesini talep ediyorum. Teşekkürler.

Mehmet Semih PALA Kent Konseyi Başkanı:
Evet. Biz de teşekkür ediyoruz. Taha Bey cevap hakkı doğurmayacak şekilde. Buyurun. Evet. Gayet güzel karşılıklı Bursa’ya yakışır bir toplantı, heyecanlı, toplantı yapıyoruz. Buyurun Taha Bey.

Taha AYDIN – Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve Makine Mühendisi:
Sayın Başkanım, bana söz verdiniz teşekkür ediyorum. Ben sayın katılımcıların fazla da vaktini almak istemiyorum ancak bu bilgi düzeltmesini yapmam gerekiyor çünkü bir şeyi eleştirirken teknik altyapınız eksik kalırsa ve yanlış yoldan gidersek sonuçlarda yanlış olabilir diye düzeltmek istiyorum. Yeraltı delme veya yer üstü teknolojiler tamamen ihtiyaçtan doğmaktadır. Yani raylı sistemde iki seçenek vardır; ya şehri raylı sisteme uydurursunuz ya da aracı şehre uydurursunuz. Dolayısı ile yer altı delmekle delmemek arasındaki fark budur. Yer üstü gerektiğinde işte tramvaylar aracı yer üzerinden götürürsünüz Levent Bey onunla ilgili örnekler verdi başka bilmediğim yerlerde var, ben gördüklerimi izah ettim, eğer sayın başkanımızda görmek isterse ben kendisini Zürih’e davet edeceğim. Sayın Başkanım sonra dolayısı ile böyle bir teknoloji kullanımı vardır. Efendim kapasite kullanılma olayında zaten teknolojiler metro, hafif metro ile tramvay olarak değerlendirilir. Bunu zaten biz değil Brenner ya da bununla ilgili olan, master planı hazırlayan kuruluşlar zaten bunu hazırlamaktadır. İstasyon sayısı daha öncesinden bahsettiğim gibi 12 idi zaten, çünkü araç performansları bunu gerektiriyor. Niçin, zaten hem kısa hem de bakın demin dedi ki Sayın Başkanımız sistem entegrel değil, 3000 – 4000 yolcudan bahsediyorsunuz, şimdi planları da var göremiyorum çünkü kapattılar sunumu. Hemen kafanızda Merinostan giden bir hat, Fevzi Çakmaktan çıkıp Haşimişcan’dan hemen Gökdere bulvarına gidiyor. Bizim ringte üstten gidiyor. Bakın 1. ring Osmangazi Metro Durağı, 2. durak Haşimişcan durağı, 3. durak ise yukarıdan aşağıya indiğinizde bir haritaya gelsene, bir dakika hızlıca hafif şuna gel bak şu numara. Bu şu anlama geliyor; hem yer altından hem yer üzerinden insan taşıyorsunuz sadece üstten taşınan 34000, 39000, 40000 yolcu söz konusu değil, alttan gelenlerde var. Ancak Bursa’da vatandaşlarımız yürümeyi çok istemiyorlar, sevmiyorlar. Başkandan Şehreküstünden Tophaneye çıkacak araç istiyorlar. Bakın buna şahit oluyoruz. Ve bunu da genç arkadaşlar istiyor ne yazık ki. Avrupa da 350 metre yürüme mesafesi lükstür. Bakın lüks konfordan bahsediyoruz 400 e çıkarsan biraz daha lüks oluyor. Yani 2 istasyon arası 700 metre olduğunda bu konforlu bir şehircilik planıdır. Bunu siz de biliyorsunuz. Dolayısı ile buradan burası en fazla ya 200 metre ya da 300 metre vardır. Burası da 70 metredir. Orası zaten altındadır istasyonun, dolayısı ile siz 3 noktadan entegre hatta yürürseniz biraz daha zahmet ederseniz 400-500 metre’dir, bunlar normaldir büyükşehirlerde. Büyükşehirde yürünür, büyükşehirde hemen önünde taksi durmaz. Hemen dolmuş durup ta binmezsiniz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir örnek yok. Bu bir, ikincisi; Tüvasaş - Siemens arkadaşlar düzelttiler orada parça montajı yaptılar. Hatta camları küçük kestirilmiş, su aldı araçlar, camları bir daha yurtdışından getirdiler taktılar. Bakın camları yurtdışından getiriyor. Açıklama olsun diye söylüyorum bunları. Onlar bu teknolojiye ancak pompacılık yaptılar. Rotem Türkiye’deki adıyla Eurotem - bilgi olsun diye söylüyorum bunları - niçin yerlilik çok önemli, yerlileştirme laf olsun diye söylenmemeli, arkasında durulmalı hatta kamulaşmanın da en önemli esprisi de bu. Rotem üç tane iflas etmiş Kore şirketinin devlet tarafından oluşturulmuş şirketidir, Rotem Kore’de. Bunlar Türkiye’de Marmararay projesini aldılar, %30 yerinde oranı ya da yerinde oranı demeyelim de yerinde ortaklık şartı ile aldılar. Yerinde işletme oranı ise %4 veya %5 civarında şuan. 4 ve ya da şuan görmedim ama 5 tane mühendis çalışıyor Türk fabrikada. Benim anladığım kadarı ile gerekçesi şu olabilir; bunlar Türkiye’deki satın alınacak ya da gezdirilecek yerleri daha iyi biliyorlar onun için. Türkçe biliyor bu arkadaşlar çünkü diğerlerinin tamamı Koreli. Tüvasaş Genel Müdürü ile ben görüşüyorum, ben aynı zamanda RAYDER “Raylı Ulaştırma Sistemleri” Dernek Başkanıyım aynı zamanda, çok ilgiliyim sektörde. Dolayısı ile orada teknoloji transferi diye bir şey söz konusu değil, doküman istendiğinde maskeleyerek sade ilgili olan yerin çokta karartarak resmini veriyorlar. Böyle bir teknolojinin Türkiye’ye ne faydası olabilir? Arkadaşlar bunu soracağım. Orada harika yaratılmıyor, orada Marmararay’ın montajı yapılıyor, bunu bilelim. Tamamen Siemens şirketinin kurduğu, yaptığı vagonlar montajla kurgulayarak çalışmıyor, öyle bir sistem kurmuşlar oraya gidip gördüm Sayın Başkanım. Durmazlarda ofisiniz var mı? Diye. Var. Çünkü bir şantiyede bir şey kontrol etmedikçe koordine etmek için çalışma ofisine ihtiyacımız var proje benim projem, ben çizdim onu, başında da koordine ediyorum. Türk mühendisleri harikasıdır o proje. Tabiî ki bir ofisi de bir çalışma ofisine ihtiyaç oldu. Sağladırlar. Ben teşekkür ediyorum Durmazlara bunun için ayrıca. Bu proje öncelikle niçin siyasi bir projedir? Niye daha önce yapılmadı? diye sorarsanız. Bunun müşterisi Kit’lerdir, Mit’lerdir yani mit deyince yani belediye iktisat teşekkülleri veya kamu ise teşekkürler. Bunların müşterisi direk kamu. Birinin bunun arkasında durması gerekiyor. Siyasilerin de durması lazım. Türkiye öncelikle şunu söylemek lazım küçük bir ölçekli yola çıkarken tramvayını belki Türkiye de Bakanlık bunun arkasında dursaydı belki bu Tülomsaş, Tüvasaş, Tüdensaş denen şirketlerde bu metro ve tramvay, hafif metro gibi yüksek teknoloji gerektiren ürünleri yapmış olurlardı. Burada bize kalmış olmazdı zaten bu işler. Dolayısı ile şuan Türkiye ilk kendi aracını tasarladı ve üretti. % 100 alçak taban tramvay olarak söylüyorum. Yine kargaşalık olmasın. Bursa’ya efendim baton koydurduk nerede bunlar deniyor. Kardeşim kurala uymuyoruz ki. Kurala fiziken uymuyoruz. Trafik kazaları olma sebepleri neler? İşte bu vatandaşlarımızın şehirde yaşama alışkanlıkları ile ilgilidir. Avrupa’nın her yerinde tramvay vardır, insanlar ölmemektedir. Biz de bakın Bursa bu anlamda çok iyi bir şehirdir. Üst düzey insanlar yaşamaktadır. Modern insanlarda trafik kurallarına uyarlar büyük bir ihtimalle şehir merkezinde özellikle. Kaza olacaksa oluyor. Otobüste çarpıyor. Durmazlar bu aracı niye teşhir etmiyor da Başkan bunun peşinde Büyükşehirde? Sordunuz. Başta da izah ettim, tekrar izah ediyorum. Proje çıktısı olarak öyle tarif ederiz biz teknikte, her projenin bir çıktısı vardır, sonucu vardır. Bu ekolojik, sosyolojik, efendim kültürel, ekonomik bir getirileri yada sonuçları vardır. Bu projenin birinci çıktısı; siyasidir, söylüyoruz. Ne zamana kadar siyasidir? Bu araç ne zaman ihaleye girer satılır, o saatten itibaren ticari çıktı olur. Yani ticari ürün olur olduğu için. Şu an siyasi olarak devam ediyor. Umarız ki başına bir felaket gelmez. Başaracağız az kaldı. Dolayısı ile ben bu konuda teşekkür ediyorum Sayın Başkanım söz verdiniz. Ben Bursa’ya hayırlı olmasını diliyorum projenin sağ olun.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, ben de teşekkür ediyorum.

Katılımcı:
İki sefer aynı gün Bursaray istasyonunda düşmüş, tramvay çarpmış biri olarak sadece bir önerim var. Sayın Zafer ÇAĞLAYAN’ın Bursa ziyaretinde bu toplu taşım aracı kullanalım dedik. Altıyı on geçe metro istasyonlarında 1 tane temizlikçi yoktu, 3 tane kadın 2 istasyonda düştü, ben de dahil olmak üzere ki demirlere tutunmasam ayağım kırılmıştı. Bu hava şartlarını da düşünerek, yaşadığınız bölgeyi de düşünerek mutlaka ve mutlaka ulaşım yeraltından olmalıdır.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, Teşekkür ediyoruz. Bu gün verimli, değişik, farklı belki biraz zor, heyecanlı bir toplantının sonuna geldik. Ben katılanlara, katkı verenlere odalarımıza teşekkür ediyorum. Sözü fazla uzatmak istemiyorum Bursa’mıza ve kentimize, büyük Bursa’ya verilecek her katkıya, hepimiz katkı vereceğiz. Bursa’mızın menfaatine olan her şeyde, doğru yapılması şartı ile katkı vereceğiz diyoruz. Herkese sağlıklı, mutlu huzurlu günler diliyorum. Kent Konseyi Başkanı olarak herkese teşekkür ediyoruz.